menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bana dokunmayan yılan kaç yıl yaşasın?

14 0
20.01.2026

Okullarda, sokakta gençler arasındaki akran zorbalığı her dönem vardı. Kendi çocukluk ve erken gençlik dönemime zihnen yolculuk yaptığımda, en büyük zorbalanma halim peşimden “şişko” diye bağırılmasıydı. Artık bu durum bende nasıl dramatikleştiyse fazla kilolarımdan bir kurtuldum, tam kurtuldum. Şu an gülümseyerek hatırlıyorum ve rüzgarda uçmaktan korkuyorum. Halen kuzenimin telefon rehberinde “Tombi” olarak kayıtlıyım.

Bir diğer arkadaşımın normalden fazla olan sivilcelerini zorbalardık. Bir başkasının yeni çıkmaya başlayan bıyıklarını. Bir diğerinin saçlarını… Görüldüğü üzere, hep bir görsellik üzerinden ve toyluğun verdiği etkiyle hareket ederdik.

Birbirini “sevimli sevimli” zorbalayan (bu arada sevimli derken bunu asla normalleştirmiyorum, keşke o da olmasaydı ama oldu işte) ve bugün gülümseyerek hatırladığımız bizler; ebeveyn, teyze, hala, amca, dayı olduğumuz günümüze geldiğimizde ise bambaşka sahnelere tanıklık ediyoruz.

Birbiriyle saç saça, baş başa kavga eden ve küfreden kız çocuklarımız var.
“Bana yan baktın” deyip bıçakla bir diğerini katleden erkek çocuklarımız var.
Ve nicelerine ekranlardan, içimiz acıyarak tanıklık ediyoruz.

Tabii bu bir genelleme değil; göğsümüzü gururla kabartan çok güzel örneklerimiz de var. Lakin aynı güzel örnekler, bana “şişko” denirken de vardı.

Şuna dikkat çekmek istiyorum ve bunu bir görev, bir sorumluluk olarak görüyorum:
Pırıl pırıl gençlerimizde bu denli şiddet eğilimi neden arttı? Bu çocukları biz yetiştirdik. Bir yerlerde ciddi bir kırılma olduğu kesin.

Bu sebeple diyorum ki:

“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” değil, “Ben dokunayım yaşam devam etsin.”

Günümüz Türkiye’sine baktığımızda şunları çok net görebiliriz: Kapitalizmin........

© Gazete Gerçek