TÜİK NEREYE KOŞUYOR?
Birkaç gün önceki yazıma 'neyse ki kara günler geride kaldı' diye başlamış sonunu da ‘daha kötüleri bizi bekliyor’ diye bitirmiştim. ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a verdiği sürenin dolması öncesinde yazdığım bu yazının sabahında kim bilir hangi sürprizler olacak. Süre dolsa da dolmasa da bizim için her şey zaten her geçen gün kötüye gidiyor. 2021 eylülünden bu yana yoksullaştıkça yoksullaştık ama enflasyonu da yüzde 30'lardan aşağıya düşüremedik. Bu kötüye gidiş, savaş ile birlikte daha da hızlandı. Ama bu savaş ortamında bir mucize yaratmayı bile başardık. Baksanıza TÜİK enflasyonu aylık yüzde 1,94 açıklayarak, olmazları oldurdu, mucize yaratmışken daha ne konuşabiliriz. Geçen gün bir istatistik geçti elime. CHP'li bir milletvekilinin açıkladığı veriler. Şöyle ki; Türkiye'de 2002 yılında 56 yaş ve üzeri borçlu sayısı 45 bin 159 kişi iken, 2024 yılı sonunda bu sayı 2 milyon 911 bin 714’e yükselmiş. 2025 yılının ilk 9 ayında ise borçlu sayısı 2 milyon 555 bin 351 olarak kaydedilmiş halde. 2002 yılında her 1.440 kişiden yalnızca biri borçlu iken bugün ise her 30 kişiden birinin borçlanmış. Gördüğünüz gibi her yıl daha da borçlanan bir toplumla karşı karşıyayız. İyi bir ekonomist arkadaşım, 'borçlu insan sesini çıkaramaz hale gelir' demişti yıllar önce. Haklıymış.........
