menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kâğıttaki kâr, kasadaki gerçek: Borçlu şirkette kâr dağıtılır mı?

18 0
12.09.2026

İş dünyasında yöneticilerin ve mali müşavirlerin en sık karşılaştığı, masaya her geldiğinde tansiyonu yükselten klasik bir soru vardır: "Hocam, bilançoda kâr görünüyor, ortaklar da parasını istiyor; dağıtalım mı?"  Soru ilk bakışta oldukça basit ve masum görünür ancak yanıtı bir o kadar karmaşık ve risklidir. Çünkü Türk Ticaret Kanunu’na göre bilançoda "kâr" rakamının yazıyor olması, o kârın hemen ortakların cebine girebileceği anlamına gelmez. Şirketin borçlu olması ile "borca batık" olması arasındaki o ince ama hayati hukuki çizgiyi çekemeyen yöneticiler, farkında olmadan hem şirketin geleceğini hem de kendi şahsi malvarlıklarını ateşe atarlar. Öncelikle şu temel ayrımı netleştirmek şart: Bir şirketin tedarikçisine, bankasına veya devlete borcunun bulunması gayet doğaldır ve ticari hayatın rutin akışının bir parçasıdır. Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesinde düzenlenen "sermaye kaybı" ve "borca batıklık" durumu bambaşka bir tablodur. Şirketin aktifleri borçlarını karşılamaya yetmiyorsa, yani öz kaynaklar negatife düşmüşse şirket teknik olarak borca batıktır. Böyle bir durumda yönetim organlarının genel kurulu derhal toplantıya çağırması, iyileştirici önlemleri alması ve gerekirse mahkemeye bildirimde bulunması kanuni bir zorunluluktur. Öz kaynakları erimiş, borca batmış bir şirkette kâr payı dağıtımından söz etmek imkânsızdır;........

© Gazete Gerçek