İtlafın yeni adı: “Doğal yaşam alanı”
Eskişehir, yıllardır bu ülkenin "modern yüzü", "hoşgörü kenti" ve "Avrupai şehri" olarak pazarlandı. Heykellerle süslü caddeler, pırıl pırıl parklar, gondollar...
Peki ya bu vitrinin arka sokağında, Akpınar Mahallesi’ndeki o "Doğal Yaşam Alanı" tabelasının altında ne saklanıyor?
2024 yılında kabul edilen o malum yasa değişikliği, sokaktaki dostlarımızı birer "sorun" olarak kodlayıp onları toplama kamplarına hapsetmenin yolunu açtı.
"Agresif" dediler, "hasta" dediler; "itlaf" kelimesini süsleyip püsleyip önümüze koydular. Bugün geldiğimiz noktada, o yasal kılıfın altında yatan niyetin ne olduğu Eskişehir’deki bu son görüntülerle bir kez daha suratımıza tokat gibi çarptı.
Topladınız, hapsettiniz; peki sonra?
Kağıt üzerinde “koruma”, pratikte ise toplama, kapatma ve görünmez kılma düzeni kuruldu. Üstelik “agresif” ya da “tedavi edilemez” tanımı öyle muğlak ki, bugün Eskişehir’de yaşananlar bu belirsizliğin nelere yol açtığını acı biçimde gösteriyor.
Eskişehir’de sokak hayvanları artık sadece aç değil; sahipsiz, denetimsiz ve kaderine terk edilmiş durumda.
Sosyal medyaya düşen o dehşet verici iddiaları hepimiz gördük ne yazık ki. Açlıktan birbirini parçalayan köpekler, susuzluktan kurumuş boğazlar...
Burası bir "bakımevi" mi yoksa bir "ölüm kampı" mı? İddialar o kadar vahim........
