Adaletsizlik ve siyasi boşluğu suç örgütleri doldurur
Bir ülkede uzun bir dönemdir devam eden şiddet ve kutuplaştırma siyaseti, toplumun önemli bir kesiminde bir kimlik kazanımı, bir statü kazanımı, bir çıkar kazanımı ve en önemlisi bir yaşam biçimine dönüşmüşse, bu şiddet ve kutuplaştırma dalgası bittiğinde ne olur?
İşte tam da bu sorunun cevabı, bugünün Türkiye’sini anlamak için en kritik noktalardan biridir.
Benim gözümde, eğer siyaset bu dalganın geride bıraktığı derin boşluğu dolduracak yol ve yöntemleri hayata geçiremezse –yani toplumsallaşmayı, ortak bir aidiyet duygusunu, barışçıl bir kamusal alanı yeniden inşa edemezse– o boşluğu suç örgütleri, öfkeyi kendisinde toplayan mafya yapılanmaları ve irili ufaklı şiddet örgütleri dolduracaktır.
Hele ki Türkiye gibi zenginlik ile yoksulluk arasındaki uçurumun bu kadar derinleştiği, derin yoksulluğun milyonları pençesine aldığı, liyakatsizliğin sistematik olarak ödüllendirildiği ve sermaye transferlerinin göz göre göre, adeta alenen yapıldığı bir ülkede.
Bunların olmaması, eşyanın tabiatına aykırı olur diye düşünüyorum.
Düşünün ki, yıllarca süren bir kutuplaştırma siyaseti, insanları “biz” ve “onlar” diye ikiye bölmüş. Bu bölünme, sadece siyasi tercihler üzerinden değil, günlük hayatın her alanına sirayet etmiş.
Bir tarafın zaferi, diğer taraf için varoluşsal bir tehdit haline gelmiş.
Bu süreçte, özellikle genç nesiller ve alt orta sınıf kesimler için kutuplaşma bir kimlik fabrikası gibi çalışmış.
Sokakta, kahvede, iş yerinde, hatta aile içinde bu kimlik üzerinden tanınıyor, saygı görüyor ya da dışlanıyorsun.
Statü kazanımı diyorum çünkü, bu kutuplaşma içinde “sert durmak”, “düşmana karşı koymak”, “bayrak sallamak” gibi eylemler, bireye bir güç hissi veriyor.
Çıkar kazanımı da cabası. İş, ihale, kadro, hatta basit bir sosyal güvence bile bu kutuplaşmanın içinde dağılıyor.
En vahimi ise, bu halin bir yaşam biçimine dönüşmesi.
Artık şiddet, öfke, karşı tarafı yok sayma, normal bir gündelik rutinin parçası olmuş.
İnsanlar bu duygularla yatıp kalkıyor, bu duygularla besleniyor.
Kutuplaşma, adeta bir bağımlılık yaratmış, onsuz bir hayatı hayal etmek bile zorlaşmış.
Peki bu dalga durduğunda –ki bir gün duracaktır, çünkü hiçbir kutuplaştırma sonsuza dek süremez– geride ne kalacak?
Büyük bir boşluk. Toplumun o önemli........
