menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ANLATILMAYAN (ŞİİR)

5 0
23.04.2026

(…kim dedim beni arayan

benim de onu aradığım kim)

uzun yıllar sonra

endişeli saatlerin birbirini kovaladığı

ve hep kovalandığı çok uzun zamanlar sonra

korkular ölürken içimizde

yeni umutlar filizlenirken bir bir

yollar yürünürken ağır aksak

sahillerden geçilirken

deniz kıyılarında; taşların ve dalgaların ışıltısına kapılıp

düşünceli, düşünceli, dalıp giderken uzaklara

(kim bilir, bizden önce de, kimler gelip geçmiştir buralardan

çakıl taşlarına basarak ve ayak izlerini bırakarak toprakta)

halklar yine uyurken derin uykularında

seçilen seçilirken, ölenler ölürken

krallar kral, köleler köle iken hâlâ

(uyuyanlar, uyumayanları asla anlayamazlar

bugün de yarın da)

çok uzun, en uzun zamanlar sonrasına giderken gözlerimde düşler

(kim bilir, ne düşler kuranlar olmuştur, bizden önce de buralarda

başka bir zaman da, başka bir yaşamda da)

gözlerime ve aklıma düşerken uzaklar

o uzakların içinde büyürken bazı çocuklar

(nedir ki dedim uzaklar

kimseyi kimseden ayırmamaktan başka?

¹hayat varsa, ölüm yok)

ve büyürken, bizden uzak olsalar da

hep kalbimizde olan oğullarımız ve kızlarımız

(ne çocuklar büyümüştür, açlıkla ve yoklukla savaşarak

hem bizden önce, hem bizden sonra da)

bir gün haylaz, bir gün başkası, bir gün kendileri gibi

olurken gözlerinde ki gülüşleri; hep değişerek ve dönüşerek bir başkasına

ve bir ²gül şiir gibi çoğalarak hep özlemleri içimizde

endişeleri bize benzerken

ve biz hep uzaklara bakarken, onlardan uzaklara

onlar için endişelenirken, elimizden bir şey gelmezken

hep düşünürken, hep üşürken yalnızlıktan

(yalnızlık ki, dünyanın en eski mesleği imiş

ve hep var imiş

bizden önce de, bizden sonra da)

en uzun yıllar, en uzak yollar, en derin acılardan sonra

onlar büyüyüp, bizler küçülürken ve başkaları doğarken

ve aniden hiç olmayacak bir şey olurken sonra

kimsenin bilmediği ve hiç bilmeyeceği bir mucize

ve sonra: —sonrası anlatılamayan

II

uzun uzun yıllar sonra, çok uzun yıllar sonra

yalnızlık geniş geniş yayılıp

ağır ağır, vıcık vıcık olup da yapışmadan yakana

tanıyamazsın onu

bir babanın yokluğuna alışarak

ve onun yokluğunda, ondan yarattığın umuda tutunarak

onun yaşlarına gelip de, onun kokusunu duyumsayıp

burnunun ucu sızlamadan, anlayamazsın onu

uzun uzun, hep uzun yıllar sonra

uzak bir ülkeden gelen yabancı bir misafir gibi

ya da uzak bir ülkeye gitmeye hazırlanan bir yolcu gibi

ölüme inat, ölümsüzlüğe inanıp, anlatamamak; ama hep yaşamak onu

(özgürlük dedim bu olmalı

hep hatırlamak ve hiç unutmamak…)


© Ek Dergi