KURBANIN SADECE KANI VE ETİ VAR
Zilhicce ayındayız… Milyonlarca insan, “Hacı” olabilmek için kutsal beldeleri hınca hınç doldurmuş durumda. Birkaç gün sonra başlayacak Kurban Bayramı’nda milyonlarca kurban kesilecek… Tekbirler yükselecek… Bayram sofraları kurulacak… Kurban etleri akrabaya, komşuya, yetime ve yoksula dağıtılacak…
Buraya kadar her şey olması gerektiği gibi… Fakat bir soru, mıh gibi çakılıyor insanın aklına: “Bu çağın Müslümanı gerçekten kurban mı kesiyor, yoksa sadece bir ibadetin şeklini mi tekrar ediyor?”
Bu soruyu sormamızı gerektiren sebep, kurbanın sadece ‘et’e indirgenmiş olmasıdır. Oysa kurban, et dağıtma organizasyonunun ötesinde bir anlama sahip. Kurban; Hz. İbrahim’in yüreğinde başlayan büyük teslimiyetin adı, insanın Allah için en kıymetlisinden vazgeçebilme imtihanıdır. Kur’an bunu, “De ki: Şüphesiz benim namazım, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, Âlemlerin Rabbi Allah içindir” şeklinde formüle eder.
Hâl böyleyken, günümüz Müslümanı pazardan seçtiği kurbanı için gösterdiği hassasiyeti, maalesef günlük yaşamında haramlara karşı göstermiyor. Kurbanının kilosunu hesaplıyor, ama iman ettiği Rabbine karşı görevlerinin ne kadarını yaptığının hesabını yapmıyor. Allah’ın rızasına erişmek için kurban kesiyor, ama aynı rıza için kibrini, öfkesini, hırsını ve bencilliğini kurban etmeye yanaşmıyor.
Oysa Rabbimiz;........
