Yemen Türklerinin Bozkurtlu direnişi!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Yemen Türklerinin Bozkurtlu direnişi!
Şunu baştan netleştirelim: Küresel emperyalizme karşı direnen Yemen Türklerinin, Ankara'daki iktidarla ya da resmi makamlarla hiçbir bağlantısı bulunmuyor. Onlar mücadelelerini tamamen kendi imkanlarıyla sürdürüyor; hani "Kurda boynun neden kalın demişler, kendi işimi kendim görürüm demiş" misali, kendi göbeklerini kendileri kesiyorlar. Onların her biri yalnız kurt.
Nitekim Türkiye’nin resmi diplomasisi de farklı bir kulvarda ilerlemektedir. Türkiye; uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine verdiği resmi desteği sürdürürken, krizin aşılmasında Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi kararların uygulanmasını kararlılıkla teşvik etmeye devam ediyor.
Türkiye’nin Yemen politikasında stratejik geri çekilmesi ne zaman başladı?
Bazı yabancı gözlemcilere göre Türkiye, 2015’te destek verdiği Suudi Arabistan öncülüğündeki Husi karşıtı koalisyona yönelik tutumunu zamanla değiştirdi ve özellikle 2021’den itibaren doğrudan müdahaleden uzak duran daha dengeli bir çizgiye yöneldi.
Bu değişimde ekonomik şartlar, Katar krizi, Suriye ve Doğu Akdeniz’deki öncelikler ile Ankara’nın Suudi Arabistan, BAE ve İran’la ilişkilerini yeniden dengeleme arayışı etkili oldu.
Sana’a Center’ın değerlendirmesine göre Türkiye, Yemen’de askerî ve siyasi riskleri üstlenmek yerine müdahale etmeme ve bölgesel aktörler arasında denge kurma politikasını tercih etti.
Türkiye’nin resmî çizgisi ise Yemen’in toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan hükümeti desteklerken sorunun barış ve diyalog yoluyla çözülmesini savunmak olarak devam ediyor.
Yemen, Kızıldeniz’in açılmayan kilidi!..
Yemen iç savaşı; başlangıçta İran’ın desteklediği ABD ve Siyonizm karşıtı Ensarullah (Husiler) ile Suudi Arabistan’ın desteklediği Başkanlık Liderlik Konseyi (PLC) ve Yemen hükümet güçleri arasında yaşansa da son dönemde çatışmalar neredeyse sona erme noktasına geldi. Ancak Babülmendep Boğazı’nın stratejik önemi, Yemen’i Kızıldeniz ve Aden Körfezi açısından kritik bir cephe hâline getirmeye devam ediyor.
Husilere uzun yıllardır siyasi, askerî ve teknik destek sağlayan İran’ın bu ilişkisi, sahada doğrudan bir emir-komuta zincirine dönüşmüyor. Nitekim Donald Trump’ın Husilerin ABD hedeflerine yönelik son saldırılarının arkasında İran’ın bulunmadığını açıklaması da bu durumun kanıtı.
Son operasyonlara İran’ın doğrudan karışmadığı görülürken Husiler, kendi siyasi ve askerî hedefleri doğrultusunda hareket eden bağımsız bir güç görüntüsü veriyor. İran füzeleri karşısında bölgedeki hareket alanı daralan ABD deniz güçlerinin eski etkinliğini sürdürmesi çok zor.
Suudi Arabistan’ın Yemen hükümetine verdiği güvenlik desteğinin de zayıfladığı görülüyor. Bu şartlarda Kuzey ve Güney Yemen’in yeniden bütünleşmesi ihtimali güçlenirken, Babülmendep– Kızıldeniz hattındaki mücadele de ABD–İran ve İran–Suudi Arabistan rekabetindeki aktörlerin değiştiği yeni bir eksen ortaya çıkıyor.
Yemen Türklüğünün tarihî derinliği ve coğrafi izleri…
Türklerin Yemen’e ilk adım atışı Eyyubiler dönemine denk geliyor. Selahaddin Eyyubi, Yemen’de nizamı sağlamak amacıyla kardeşi Şemsüddevle Turanşah’ı bölgeye görevlendirdiği görülüyor.
Turanşah, 1.500 kişilik bir orduyla Yemen’e intikal ederek, Abdünnebi’nin karargâhı konumundaki Zebid başta olmak üzere Taiz, Cünd ve San'a gibi stratejik şehirleri kendi idaresine bağladı. Yemen uzun yıllar Türklerin yönetiminde kaldı.
Bölgede 300 yıldan fazla hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşanan göçler ve askeri intikaller ise günümüzdeki Yemen Türk toplumunun ana gövdesini oluşturdu.
Bu nedenle Yemen, Türklerin hafızasında yalnızca Arap Yarımadası güneyindeki uzak bir coğrafyadan fazlasıdır. Anadolu’nun her köşesinde yankılanan askerlik hatıraları, geri dönemeyen Mehmetçikler ve nesilden nesile aktarılan ağıtlarla yaşayan bir hafızadır.
Tarih boyunca bölgeye yerleşen Türk unsurları, varlıklarını günümüzde de sürdürüyor. Örneğin Türk asıllı Yemenliler, başkent San'a’ya 150 kilometre mesafedeki Mahvit şehrine bağlı Beytü’t-Türkî/Türk Evi ve Beytü’l -Kürdî/Kürt Evi adlı köylerde yaşıyorlar.
Taiz, San'a, Cevf, İbb ve Rime illerine yayılan El-İsmat aşireti; San'a ilinin Deyr el-Azeb bölgesindeki El-Atiyye aşireti; Taiz’de yaşayan Ağaoğlu ailesi ve dedeleri Osmanlı döneminde mali tahsildarlık görevinde bulunan Mustafa Raşid’in torunları olan El-Rıfat aşireti, kökenlerini Osmanlı görevlilerine dayandıran başlıca Türk aile ve toplulukları arasında.
Osmanlı’nın Yemen jeopolitiği ve İngiliz rekabeti…
Osmanlı’nın Yemen’deki varlığı; Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nun kontrolü ile Hicaz ve kutsal mekânların güvenliği açısından stratejik bir zorunluluktu. Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve oğlu İbrahim Paşa’nın hamleleriyle Osmanlı otoritesinin Kızıldeniz’de yeniden pekişmesi, bölgenin ticaret yolları üzerindeki kritik önemini artırdı.
Bu gelişmeye karşılık İngiltere, 1839’da Aden’i işgal ederek Güney Yemen’de kalıcı bir üs kurdu ve zamanla yerel unsurlar üzerindeki nüfuzunu yaydı. Böylece Yemen, Osmanlı-İngiliz küresel rekabetinin doğrudan çatışma alanına........
