Musevi Hazar Türkleri ezoterizmi ve milli güvenlik riski!
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Musevi Hazar Türkleri ezoterizmi ve milli güvenlik riski!
Evvelâ Ezoterizm nedir, onu tanımlamak gerekir. Ezoterizm; bilginin herkese açık değil, sadece belirli bir eğitimden geçmiş seçilmiş küçük bir gruba gizli yollarla ve sembollerle aktarılmasıdır. Bir nevi “içeridekilerin bildiği, dışarıdakilere kapalı” sırlar bütünüdür.
Musevi Türk ezoterizmi, Hazar Kağanlığı'ndan bu yana gelen kültürel ve dini birikimin, sadece belirli bir zümreye aktarılan gizli ve batıni yorumudur. Bu yapı, Musevi inancını Türk devlet geleneği ve kimliğiyle harmanlayarak dışarıya kapalı, sembolik ve seçkinci bir doktrin üzerinden yürütür. Temelinde, bu özel grubun sahip olduğu “içsel bilgi”nin devletin ve toplumun kaderi üzerinde görünmez bir rehberlik yapması fikri yatar.
Hazar Türk İmparatorluğu…
Hazar Kağanlığı sözcüğünün etimolojik kökeninin Türkçe qazmak (“gezmek”, “göçebelik yapmak”) veya quz (“kuzeye bakan dağın yamacı”) kelimelerinden türediği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Hazarlar; 7. yüzyılın ortalarından 10. yüzyılın sonlarına kadar Doğu Avrupa’da, aynı adı taşıyan bir Türk kabilesi tarafından yönetilen çok etnikli bir kabile konfederasyonunun adıdır. Hazar konfederasyonu/İmparatorluğu, Avrasya’nın en uzun ömürlü bozkır güçlerinden biri olarak dikkat çeker.
Siyasi merkezleri İdil/İtil ve Semender gibi şehirler olan Hazarlar, Hazar Denizi ile Karadeniz arasındaki ticaret yollarını kontrol ederek ekonomik açıdan büyük bir güç elde etmiştir. İpek Yolu’nun kuzey hattını denetlemeleri, onları Bizans ile İslam Dünyası arasında stratejik bir denge unsuru hâline getirmiştir. Devlet yapıları, kağan ve bek (yabgu) arasında paylaşılan çift başlı yönetim modeliyle dikkat çeker.
Ayrıca farklı din ve kültürlerin bir arada yaşadığı çok unsurlu bir toplumsal yapı sergilemişlerdir. Bu yönleriyle Hazarlar, sadece askerî bir güç değil, aynı zamanda Avrasya’da ticaret, diplomasi ve kültürel etkileşimin önemli merkezlerinden biri olmuştur.
Hazar Kağanlığı, 7. ile 10. yüzyıllar arasında Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki geniş coğrafyada güçlü bir siyasi ve ticari aktör olarak varlık göstermiştir. Bu devlet, doğu-batı ve kuzey-güney ticaret yollarını kontrol ederek bölgesel güç dengelerinde belirleyici rol oynamıştır
Neden Museviliği tercih ettiler?
Hazar Kağanlığı yöneticilerinin Museviliği kabul etmesinin en güçlü açıklaması jeopolitik dengedir. Hazarlar, bir tarafta Bizans (Hristiyanlık), diğer tarafta İslam Dünyası arasında sıkıştıkları için, bu iki güçten bağımsız kalabilecek üçüncü bir dinî kimliği tercih ettiler. Bu kabulün, büyük ölçüde yönetici elitle sınırlı olduğu, halkın ise farklı inançları sürdürdüğü düşünülmektedir. Ayrıca bu tercih, ticaret ağlarında tarafsızlık ve diplomatik esneklik sağlamıştır. Kısacası; bu bir inançtan çok, stratejik bir devlet kararı olarak değerlendirilir.
Musevi Türkler ezoterizmi çok mu derinlerde?
Musevi-Türk ezoterizmi, bazı söylemlerde sıradan bir inanç sistemi olmanın ötesinde ele alınarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik mimarisini hedef alan bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Bu görünmez kuşatma, devletin karar mekanizmalarını ve milli güvenlik kodlarını sessiz bir operasyonla baskı altına alırken, ülkenin bekasını kritik bir eşiğe sürüklemektedir.
Kayıp arşivlerin gölgesinde şekillenen bu gizli doktrin, sadece kültürel bir etki alanı değil, devletin savunma reflekslerini felç etme potansiyeline sahip derin bir yapılanma çıkmazı oluşturmaktadır. Bu noktada ezoterizmin karanlık yüzüyle yüzleşmek, Türk devletinin gelecekteki en büyük güvenlik sınavı haline gelmiştir.
Hazar tartışması üzerinden kimlik, inanç ve stratejik algı savaşları…
Bu konunun ne kadar kritik olduğunun ve Hazar Türkleri üzerinden kurulan bu köprünün, Türk milliyetçiliğini nasıl Siyonistlerin stepnesine dönüştüren bir stratejik değere sahip olduğunun farkında mısınız? Türklerin İslam kültürüne yatkınlığını eleştirenlerin, Arap örfü üzerinden yaptıkları vurgular neden Musevi, Hristiyan, hatta Budist Türk topluluklarının din kabullerini tenkit etmek için kullanılmıyor?
Bu yaklaşım, eleştirinin tutarlılığını zedeleyen seçici bir bakış açısına işaret etmektedir. Tarih boyunca Türklerin farklı inanç sistemleriyle........
