1 Mayıs’ı farklı okumak...
İnsanın emeği üzerinden yükselir kapitalizm. Ve 1 Mayıs’lar işçinin, emekçinin tarihsel süreç içinde büyük mücadeleler vererek elde ettikleri kazanımların bayramı olarak kutlanır. Patronlara ve hükümetlere baş kaldırarak, şiddetli baskılara maruz kalarak elde edildi haklar. Örgütlü işgücü yıllar boyunca zenginlerin ve seçilmiş elitlerin gücüne karşı bir denge unsuru oldu. Tatil hakkı, grev hakkı, kıdem tazminatı hakkı; hepsi uzun soluklu mücadelelerin sonucu elde edildi.
Bugün ise 1 Mayıs’ları başka türlü okumak gerek. Çünkü gelinen noktada bizzat kendisi büyük bir açmazın içine giren kapitalist sistem tıkanıklığını aşmaya çalışırken en büyük bedeli yine emekçi ödüyor. Üstelik bu kez tablo daha sert. Çünkü teknolojik, sosyal ve siyasal bir dönüşümün tam ortasındayız. Yeni teknolojiler ve otomasyon yüksek gelirli kesimi daha hızlı zenginleştirirken alt gelir grupları ile üst gelir grupları arasındaki uçurum daha da açılıyor. Çalışanların kendilerini giderek daha güvencesiz işlerde buldukları, ülkelerin sosyal politikalarının zayıflatıldığı bu dalga teknoloji eşitsizlik güvencesizlik üçlüsünün birleşmesiyle hızla ilerliyor.
Bugün tüm dünyada gelinen nokta bu. Elbette ülkeden ülkeye dozaj farklı. Bir Fransa ile Türkiye’yi, bir Finlandiya ile Çin’i aynı kefeye koyamazsınız. Çünkü işin içine hukuk girer, demokrasi girer, sendikanın gücü girer.
Ama biz tabii kendi ülkemizi konuşacağız. TÜİK verileri, emeğin........
