Hikmetinden sual olunmaz
“Hikmetinden sual olunmaz” bir olayın ya da durumun mantığının veya ardındaki gizli sebebin sorgulanamayacağını, tartışılamayacağını ve mutlaka daha yüksek bir amaç veya plan barındırdığını ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış bir sözdür.
Dinsel anlamda: Allah’ın yaratıcı gücü, takdiri ve her şeyi bir gaye ile yaratması karşısında insanların sebep aramaması ve bu durumu sorgulamaması gerektiğini belirtir. “Olan her şeyde bir hayır ve derin bir amaç vardır, bu yüzden sorgulanmaz” bildirisini taşır.
Mecazi anlamda: Bir işin ya da kararın sonucunun neden o şekilde olduğunu sormanın, araştırmanın yersiz veya anlamsız olduğunu ifade eder. Arapça kökenli bir sözcük olan ve “bilgelik, gizli gaye, ilahi sır” gibi anlamlara gelen hikmet sözcüğü ile “soru” anlamına gelen sual sözcüklerinin birleşiminden oluşur.
Sizin de tahmin edeceğiniz gibi okuduğunuz bu saçmalıklar benim kabul edebileceğim şeyler değil. “Hikmetinden sual olunmaz” dinsel bir deyim ya da bir söylemdir. Sırası gelmişken varlık ve öz kavramlarını ele alıp aydınlığa çıkarmamız gerekiyor. Dinsel inanca göre var olan şey (evren, dünya, insanlar, gece ve gündüz, falan fıstık) Tanrı tarafından tasarlanmış; bir öze göre tasarlanmış yani öz oluşmuş ve her şey bu tasarlanmış öze göre yaratılmıştır. Ancak varoluş (existentialiste) felsefesinin kurucusu Jean-Paul Sartre bunun tam tersini ileri sürer. “Şey (nesne) var olduktan sonra özünü oluşturur” der. Yani var olmadan önce bir öz yoktur.
Jean-Paul Sartre’ın “Varoluşçuluk bir hümanizmdir” (L’existentialisme est un humanisme) felsefesinin motoru olan bu ifade, insanın önce bu dünyaya geldiğini, ardından kendi eylemleri ve seçimleriyle kendi kimliğini (özünü) yarattığını savunur. Doğuştan gelen bir kader veya değişmez bir “insan........
