menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sait Maden’i hatırlamak...

29 0
08.05.2026

Yaratıcı düşünceyi besleyenin ne olduğu, Sait Maden’le konuşmalarımızda sıklıkla öne çıkan bir konudur. Sözü kendi şiirine getirdiğimizde, beslendiği kaynaklardan bahseder, yaşamındaki çeşitlilikten yalın bir biçimde bahsederdi.

Hayata, sanata ve yaratıcılığa karşı bilgece duruşu, derin bir bakışı vardı. Kendini salt bir işin/uğraşın insanı olarak görmezdi. Resim, grafik, tasarım, edebiyat... diye sıralamaya başladığımda; “bunların hepsi” der, hatta bazı eklemeler de yapardı. Bunların içinde hattatlığından bahçe kültürüne, yemek yapmaktan ağaçlara kadar birçok şey yer alırdı.

Onun masasında sanat, birbirinden ayrılmış disiplinler değil; aynı kaynaktan beslenen, birbirini çoğaltan yaratıcı uğraşlardı.

Ben de onun yaratıcı dünyasına hep o perspektiften bakmışımdır ve onu, tanıdığım 19 yaşımdan son nefesine kadar geçen zaman diliminde hep örnek alınacak bir usta olarak görmüşümdür. Yol gösteren, hatırlatan, sevdiren, büyük bir usta...

Sait Maden’in dünyasında tasarım her şeydi. Harfler, kâğıtlar, kalemler, renkler... Ve çizgilerle oluşan bir dünya gerçeklik...

Onun karşıma çıkması ilkin bir şiirle olmuştu: Lorca’nın “Atlının Türküsü” idi bu şiir ve Lorca’nın sesini sevmiştim. Duyarlığı etkileyiciydi. Bunu bize ezberinden okuyan resim öğretmenimiz Fuat İğdebeli’nin, Maden’in akademiden sınıf arkadaşı olduğunu çok sonraları öğrenecektim. İğdebeli Hoca, ketum biriydi. Bazı şeyleri bizim kendi başımıza keşfetmemizi isterdi.

Derken ben de bir gün, Lorca’nın izini sürerken Erzurum’da, Kitap Sarayı’nda o yeşil kapaklı kitabı buldum: Çingene Türküleri - Ignacio Sanchez Mejias’a Ağıt*

O gün, kitabı elimde bir akkor gibi tuttuğumu hatırlıyorum ve Sait Maden adının iyice belleğime kazındığını...

“Uyurgezer Türkü”ye geldiğimde nutkumun tutulduğunu söyleyebilirim. Hatta “Kara Acı Türküsü”nde iyiden iyiye Türkçenin tınısının derinliğini hissettiğimi..

O gün anladım ki bazı adlar kitap kapağında yalnız bir çevirmenin imzası olarak durmaz; insanın şiirle kuracağı uzun arkadaşlığın da ilk işareti olur.

Doğduğum o kentten ayrılmadan önce, gene ansızın karşıma çıkan Pablo Neruda’nın 20 Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı**........

© Cumhuriyet