Amerikan Barışı!
Şili’nin sosyalist devlet başkanı Allende’yi intihara(!) sürükleyen, ABD (CIA) destekli General Pinochet darbesi (1973) sırasında Buenos Aires Büyükelçiliğimizde görevliydim. O günleri dün gibi anımsıyorum. Amerikalı meslektaşlarımın DEA’nın (Drug Enforcement AdministrationUyuşturucuyla Mücadele İdaresi) Güney Amerika ülkelerindeki marifetleri(!) hakkında bana övünerek anlattıklarını da. Bu defa Venezüella Devlet Başkanı, sosyalist Maduro ve eşi Flores, Trump’ın, görüntülü olarak izlediği bir operasyonla, yataklarından alınıp ABD’ye götürüldü.
ABD bu “haydut devlet” eylemini, “Maduro’nun, Güneşler Uyuşturucu Karteli reisi olduğu”, “Amerikalıları uyuşturucu ile zehirlediği”, “seçimlere hile karıştırdığı” ve “halkına kötü davranan bir diktatör olduğu” savlarına dayandırıyor. Yeni bir savaş yöntemi olan abluka, uyuşturucu taşıdığı savı ile batırılan tekneler, el konan tankerler ve Maduro ile eşinin kaçırılma fotoğraflarını dolduran DEA ajanları ile algı operasyonu yapıyor.
İnka ve Azteklerden beri koka yaprağı çiğneyen Latin Amerikalılar uyuşturucu bağımlısı değil. ABD’ye giren kokainin sadece yüzde 5’i Venezüella menşeli. Trump, ABD’deki yaygın uyuşturucu bağımlılığı yerine uyuşturucu arzı ile mücadeleyi tercih ediyor! Başkan Nixon’un 1970’li yıllarda, Türkiye’de afyon üretimini durdurduğu gibi.
Maduro’ya yöneltilen bu suçlamalar, bizzat İngiltere Başbakanı Blair tarafında yalanlanan,........
