menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vergide Dünya Halleri – 2026 / 3

47 0
31.03.2026

İnsanoğlunun kaygısı saymakla bitmez;

çünkü her bilinç, kendi sonsuzluğunu taşır içinde…

Kierkegaard’ın dediği gibi,

kaygı özgürlüğün baş dönmesidir,

insan, seçebildiği kadar ürperir…

Martin Heidegger ise fısıldar:

Kaygı, hiçliğin kıyısında varlığı hissetmektir.

Ve belki en çıplak haliyle:

İnsan, yalnızca dünyadan değil,

kendi ihtimallerinden de korkar…

İşte bu kaygılardan en çağdaşımız olan  Eko-anksiyetedir.  İnsanın doğayla kurduğu ilişkinin kriz anında bilinç düzeyine çıkmasının yarattığı varoluşsal bir kaygıdır.

Bu kaygı yalnızca çevresel yıkıma değil, aynı zamanda insanın kendi eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmesine yöneliktir.

Eko-anksiyete insanın özgürlüğü ve sorumluluğu arasındaki gerilimi açığa çıkarır.

İnsan, doğayı dönüştürme gücüne sahip oldukça, bu gücün etik yükünü de taşımak zorunda kalır.

Bu durum, bireyi sadece bireysel değil, kolektif bir suçluluk ve sorumluluk duygusuyla karşı karşıya bırakır.

İnsan, yalnızca kendi yaşam süresiyle değil, gezegenin geleceğiyle de ilgilenmeye başlar.

Eko-anksiyete bu anlamda patolojik değil, etik farkındalığın bir belirtisi olarak da okunabilir.

Ancak aşırılaştığında bireyi eylemsizliğe sürükleyerek paradoksal bir sonuç doğurabilir.

Sonuç olarak eko-anksiyete, insanın doğa içindeki yerini yeniden düşünmeye zorlayan felsefi bir eşik deneyimidir.

Bu uzun girişten sonra Mart ayına ilişkin vergi dünyamızdaki gelişmeleri özetleyen bültenimize başlayalım isterim.  

1.OpenAI ile Pentagon arasında yapılan anlaşma ne diyor?

OpenAI’ın yapay zekâ modellerinin ABD Savunma Bakanlığı’nın (özellikle gizli ağlarında) kullanılmasını kapsıyor.

Yani yapay zekâ artık sadece sivil kullanım değil, doğrudan askeri ve istihbarat sistemlerinin parçası oluyor.

OpenAI bu anlaşmaya bazı şartlar koyduğunu söylüyor :

Kitlesel iç gözetim yasak

Otonom (insansız) ölümcül silah kullanımına izin yok

Kritik kararların tamamen AI’a bırakılması yasak…

Bu anlaşma şunu temsil ediyor: Yapay zekâ artık sadece bir araç değil, iktidarın ve savaşın yeni zemini.

 İnsan, yarattığı zekânın sınırlarını gerçekten kontrol edebilir mi ?

yoksa onu iktidar ilişkileri mi  belirler? 

2.ABD’de yürütülen Türkiye Halk Bankası A.Ş. aleyhindeki ceza davasının yaklaşık 90 gün (3 ay) süreyle ertelenmesi ne anlama geliyor?

Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması, sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu erteleme, hakim tarafından davanın tamamen kapatıldığı anlamına gelmiyor,

Mahkeme süreci 90 gün süreyle askıya alınıyor. Bu süre içinde banka, anlaşma şartlarını yerine getirip getirmediğini gösterecek bir “uyum/denetim” sürecine tabi tutuluyor.

Erteleme aynı zamanda ara uzlaşma yolunu ifade ediyor.

ABD Adalet Bakanlığı ile Halkbank arasında imzalanan ertelenmiş kovuşturma anlaşması, bankanın bazı şartları kabul etmesiyle (örneğin uyum programı uygulaması, belirli işlemleri yapmama vb.) dava sürecinin tamamen düşürülmesine yönelik bir çerçeve sunuyor. Bu bağlamda ertelenme, çözüm için bir ara süreç demek. 

Bankanın “suç kabulü” yok; dava düşebilir.

Anlaşmaya göre: Halkbank suçlamaları resmen kabul etmiyor. Mahkeme, şartlar yerine getirildiği takdirde kovuşturmayı tamamen düşürebilir. Yani ertelenme, savcılar ve bankanın üzerinde uzlaştığı çerçevenin işleyişi için verilen süre olarak okunuyor.

Politika ve diplomatik bağlamda da önemli !

Bu dava uzun yıllardır Türkiye–ABD ilişkilerinde hukuki olduğu kadar siyasi bir krize de dönüşmüştü. Ertelenme/uzlaşma süreci, en azından kısa vadede iki ülke arasında hukuki gerginliği azaltabilir.

 Hisseler ve piyasalar üzerinde etkisi oldu. 

Erteleme kararı piyasalarda belirsizlik yaratmış, bankanın hisselerinde dalgalanmalara yol açmıştı.

Hikayesini birlikte hatırlayalım;

İran’a uygulanan ABD yaptırımları,

ABD, İran’a nükleer programı nedeniyle ağır finansal yaptırımlar uyguluyordu.

Bu yaptırımların en kritik kısmı şuydu ;

İran dolar kullanarak uluslararası ödeme yapamıyordu, İran bankaları ABD finans sisteminden dışlanmıştı ama Türkiye, İran’dan enerji almaya devam ediyordu.

Altın karşılığı enerji mekanizması; 

Türkiye, İran’dan aldığı doğal gaz ve petrolün parasını doğrudan gönderemediği için farklı bir sistem kuruldu.

İddiaya göre süreç şöyle işledi:

 Türkiye enerji ödemelerini Türk Lirası olarak Halkbank’ta tuttu, İran bu parayı altın satın alarak yurtdışına çıkardı, Böylece yaptırımlar dolaylı şekilde aşılmış oldu.

Bu sisteme basında “altın karşılığı gaz” denildi… 

Gökyüzü artık yalnızca bulutların değil,

sessizce düşünen makinelerin de evidir.

Ve........

© Bodrum Gündem