menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyalizm, proletaryanın toplumsal devriminin arifesidir

36 10
yesterday

Lenin, Birinci Dünya (Paylaşım) Savaşı’nın ortasında - Temmuz 1916- yazdığı “Emperyalizm-Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” kitabında şöyle der: “Emperyalizm proletaryanın toplumsal devriminin arifesidir.”

Lenin, kapitalizmin bu tekelci gelişim sürecine –emperyalizm- ilişkin, şu çözümlemeyi yapar: “Kapitalizm geliştikçe hammadde eksikliği de kendini o denli duyurmaktadır; rekabetin koşulları o denli sertleşmekte, bütün yeryüzünde hammadde kaynakları arama çabaları o denli alevlenmekte, sömürgelere sahip olma savaşımı o denli amansız olmaktadır."

Kapitalist (emperyalist) devletler, kendi çıkarları doğrultusunda pazar bulma veya başka nedenlerle başka uluslara müdahale ederler.

Şimdi tam da bu amansız yeniden paylaşım savaşının ortasındayız. 1916’da yazılanlar, 100 yıl sonra bugün, bir kez daha Büyük Ekim Devrimi’nin liderini doğruladı.

21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken emperyalizmin korkunç yüzüyle bir kez daha tanık olduk. Neden ve nasıl?

Immanuel Wallerstein Temmuz 2003’te kaleme aldığı “ABD'nin Zayıflığı ve Hegemonya Mücadelesi” yazısında bu emperyalist saldırganlığın sanılanın aksine Amerika’nın gücünden değil güçsüzlüğünden kaynaklandığını söyler.

Wallerstein’a göre ABD 1945’ten sonra bir numaralı hegemon güç olarak dünya sahnesine çıksa da bu sarsılmaz konumu ancak 25 beş yıl kadar sürdü. 1970’lerden itibaren ekonomik ve haliyle de siyasi-askeri üstünlüğü aşınmaya başlar.

Bu dönemde savaşın tahribatını üzerinden atan Batı Avrupa ve Japonya, kendi pazarlarını savunabilecek kadar güçlenir, hatta ABD pazarlarını “işgal” etmeye dahi başlar.

Wallerstein, Pery Anderson, Richard B. Du Boff, Sam-Kee Cheng ve pek çok kişi ABD’nin hegemonik gerileyişinin köklerini o tarihlere kadar götürür. Amerika’nın bu dönemlerde yaşadığı Vietnam yenilgileri bu sürecin bir ürünü.

Dünya büyük bir değişim,........

© Birgün