menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okulda güvenlik yoksa eğitimden ne bekliyoruz?

37 0
17.04.2026

Eğitim emekçilerinin “can güvenliğimiz yok” diyerek iş bırakması ve ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na yürümek istemelerinin engellenmesi, aslında buzdağının sadece görünen kısmı. Bu eylemler, bir hak arama mücadelesi olmanın ötesinde, okulların geldiği noktaya dair çok daha derin bir sorunu açığa çıkarıyor: Türkiye’de artık okullar yalnızca eğitim verilen yerler değil, aynı zamanda güvenlik kaygısının giderek arttığı alanlar haline geliyor.

OKUL BİR İŞYERİDİR

Unutulmamalıdır ki okul; öğrenci için bir yuva, toplum için gelecekse de eğitim emekçisi için bir işyeridir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işveren konumundaki devlet, çalışanların can güvenliğini sağlamakla sadece ahlaken değil, hukuken de yükümlüdür. Bir çalışan, sabah girdiği işyeri kapısından akşam sağ çıkacağından emin değilse, orada ne emekten ne de eğitimden söz edilebilir.

KÜRESEL TEHDİT KAPIMIZDA

Son yıllarda eğitim ortamlarında şiddetin niteliği değişiyor. Eskiden münferit değerlendirilen olaylar, artık sistematik bir hal alıyor. Akran zorbalığı ve fiziksel şiddet, sosyal medya aracılığıyla normalleşiyor. Daha da çarpıcı olanı, bu şiddet biçimlerinin küresel “okul basma vakalarıyla benzerlik göstermeye başlamasıdır. Nitekim son günlerde tanık olduğumuz iki ayrı okul saldırısında 9 kişinin hayatını kaybetmesi, meselenin artık bir “güvenlik krizi” olduğunu kanıtlıyor.

KÜLTÜREL........

© Birgün