menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Margosyan ustayı 4. yılında anıyoruz

7 0
previous day

Edebiyatın şehir hatırlı büyük ustasının öte yakaya göçüşünün üzerinden dört yıl geçti. 2022 yılının nisan başında kaybetmiştik kendisini.

Her yıl yaptığımız gibi yine şehrinde anıyoruz üstadı. Mezarı başında memleket (Heredan) toprağını üzerine serperken her yıl anacağız seni ve hatıralarını demiştim.

İşte onu yine yapıyoruz.

Yaşıyorken kendisine bir şiirimi ithaf ederek demiştim ki;

her gidiş yitiştir“vakitlerden bir vakit, gitmiştiniz bu diyardan, mahzun”gittinşimdi dönmek telaşındasınvelâkin her gidişdönüşün hüznüne gebebir şarkı vardı anımsarsın haniDiyarbekir şad kar derdi ya!Diyarbekir’i sorarsan şad akmıyor artıksenin bildiğin şehir şadumandışarkının sözlerindeki nağmelerde kaldıHançepek demiştin ya boşuna arama gavuru gitmiş mahallesi kalmış (mı)Marangoz Xaço vardı bir zamanlarsen iyi bilirdinhah tamam işte aynen oşimdilerde yokoysa ne de güzel ipek böcekçiliği yapardıSuriçi’ndeki evinin avlusundamor menevşe mooor diye bağıranların gölgelerinde soluklandıklarıhercai menekşelerin sırdaşı dutlara da kıydılar ustakozalar örülmeyen bu şehirdeböcek de kalmadı ipek dekına yaksınlar münasip yerlerineBalıkçılarbaşı’ndaki Daşçılar Kahvesi’nin yerinde yeller es(m)iyorne taş kaldı bu şehrin teşkalesindene de taşı nakış gibi işleyen Ermeni, Süryani ustalar‘eskiler alıram’ nidalı ünlemelerinin ses verdiğiDaracık küçelerin sakinleri Moşeler gidinceİğneli beşik muhabbeti de bittikarışacak Moşê de kalmadı bu şehirdesürdüler telkâri ustası kadim kardeş Süryanilerisonra da “mehlemız doli Süryani” dedileryalan…külliyen yalan ustamahlemizde yok SüryaniSüryanisiz anadan üryan bu memleket şimdilerde…gidenlerin ardından“iyi ki gittiler” diyenlertimsah gözyaşı döküyor bugün haberin var mı?sen yine de bil öyle gel ustagiderken melül mahzun bıraktıklarındönüşünde yok artık bilesinsana kalan bir tutam hüzün bolca gözyaşıbir de giderken ardında bıraktıklarını bulamamaktır…

Mıgırdiç Margosyan henüz 15 yaşında ve Diyarbakır’da ortaokul öğrencisi olduğu 1953 yılında, Anadolu ve Mezopotamya topraklarındaki diğer Ermeni çocuklarla birlikte bir Ermeni papaz tarafından anadilini öğrensin diye İstanbul’a götürülür.

Annesi ve babası ‘Sen de git oğlum’ der. Kendi anadilini öğrenmek ve Ermenice eğitim görmek için İstanbul’a gidiyor. Düşünün 15 yaşında bir çocuk olarak gidiyor ve sonra Diyarbakır’la olan bağı aslında fiili olarak kopuyor, sadece yaz tatillerinde gelip gidiyor. 1960’lı yıllardan sonra ise, 90’lı yılların ortalarına kadar hemen hiç gelmiyor şehre.

Fakat 1988 yılında önce Ermenice sonra da “bebekusun kitapları”nda yayımlanan ‘Gavur Mahallesi’ kitabı ile öyle bir edebiyat yaratıyor ki, sanki hiç Diyarbakır’dan ayrılmamış gibi…

Sadece Diyarbakır’daki Ermeni toplumunun hikâyelerini değil, Ermenilerle ilişki halinde ve şehrin sakinleri olan Kürtler ve diğer tebaayla olan bağı 15 yaşındaki bir çocuğun hafızasına nakşolunan metinler üzerinden adeta yeniden yaşayarak yazıyor.

Bu, aslında bir anlamıyla tıkanan adeta kesintiye uğrayan Ermeni taşra edebiyatının İstanbul’daki Amira Ermenileri’ne ‘Biz de varız, yok olmadık’ demenin hikâyesi gibi vukubuluyor. Mıgırdiç Margosyan’ı işte asıl bu pencereden okumak gerek…

Margosyan’ın vefatıyla bu toprakların çok şeyi kaybettiğinin altını özellikle çizmeliyim. Mıgırdiç Margosyan bir kimlik ve simgesel kişilikti.

Diyarbakır Kitap Fuarı’na her geldiğinde en fazla kuyruğu, O’nun yer aldığı Aras Yayınevi standının önünde görürdünüz.

Çünkü o, bu kentteki kimliğini gizlemek zorunda kalmış şahsiyetlerin bir nevi kimlik ifşası, kimlik varoluşu gibiydi adeta. İmza günlerine gelenlerin arasında kitabını imzalatırken biraz da kısık sesle “Hocam benim de ninem Ermeni” diyenleri çok duydum.

Ruhu şad û handan olsun.

Diyarbakır Hafızası ve Margosyan Anma Programı

Rober Koptaş Tanur Korkut Şeyhmus DikenModeratör: Nurcan KayaDitav Kültür Sanat Evi / Diyarbakır4 Nisan 2026 Cumartesi Saat: 14.00


© Bianet