menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Televizyonlarda Hak Odaklı Barış Haberciliği Peşinde: ‘Suriye’ Gündemi

55 0
02.09.2026

Türkiye televizyonlarında Kuzey ve Doğu Suriye’deki (Rojava) askeri ve siyasi gelişmeler ağırlıklı olarak güvenlik ve savaş dili üzerinden çerçeveleniyor. Ateşkes ve anlaşma dönemlerinde müzakere ve siyasal çözüm dili görünür hale gelse de bu değişim çoğu kanalda kalıcı bir editoryal çizgiye dönüşmüyor.

Prof. Dr. Nazan Haydari’nin hazırladığı “Televizyonlarda Hak Odaklı Barış Haberciliği Peşinde: ‘Suriye’ Gündemi 6 Ocak-6 Şubat 2026” başlıklı araştırmanın temel sonuçlarından biri bu.

Civil Rights Defenders’ın (CRD) desteğiyle, IPS İletişim Vakfı/bianet tarafından yayımlanan 112 sayfalık çalışma, CNN Türk, atv, İlke TV, Sözcü TV, Halk TV ve NOW TV’nin ana haber bültenleriyle siyasi tartışma programlarını hak odaklı barış gazeteciliği perspektifinden inceliyor.

225 bin 460 cümlelik bir veri seti

Araştırmanın nicel bölümünde, Türkçe doğal dil işleme konusunda uzmanlaşmış, Tübitak BİGG desteğiyle kurulan Summarify ekibinden Uzay Çetin ve Yunus Emre Gündoğmuş, altı kanalın resmî YouTube hesaplarından derlenen 303 yayını otomatik altyazılar aracılığıyla metne dönüştürdü. Böylece 225 bin 460 cümlelik bir veri seti oluşturuldu. Kanallar bu veri setinde eşit büyüklükte temsil edilmiyor, bu nedenle rapor, nicel oranların yayın hacmi, program formatı ve nitel söylem çözümlemesiyle birlikte okunması gerektiğini özellikle vurguluyor.

Veri setindeki cümleler büyük dil modeli kullanılarak farklı söylem eksenlerinde etiketlendi. Ancak araştırma bu otomatik etiketleri kendi başına bir sonuç veya kanal sıralaması olarak kullanmıyor, ifadeyi kimin söylediğini, kanalın o ifadeyle arasına mesafe koyup koymadığını, kullanılan kaynakları, görüntüleri ve yayın bağlamını nitel analizle ayrıca değerlendiriyor.

Araştırma yalnızca büyük veri analizinden de oluşmuyor. Farklı televizyon kanallarında çalışan muhabir ve haber müdürleriyle yapılan anonim yarı yapılandırılmış görüşmeler, haber üretim süreçlerini, editoryal tercihleri, çalışma koşullarını ve denetim mekanizmalarını anlamak amacıyla çalışmaya dahil edildi.

Rapor ayrıca televizyon söylemini yalnızca kullanılan sözcükler üzerinden okumuyor. Ekran yazıları, görüntü seçimi ve tekrarı, dış sesin tonu, haritalar, kurgu ve program formatı da haberin anlamını kuran editoryal tercihler olarak değerlendiriliyor.

Çatışmadan ateşkese, ateşkesten yeniden krize

Araştırmanın tarih aralığı, farklı haber dönemlerini aynı anda karşılaştırmaya olanak tanıyan bir dizi kırılma noktasını kapsıyor.

6 Ocak’ta Halep’te başlayan saldırıları 18 Ocak’taki ateşkes ve entegrasyon anlaşması, 20 Ocak’ta medyaya “bayrak indirme” olarak yansıyan olay, 21 Ocak’taki “saç örme” (kezî) protestoları, 24 Ocak’ta İstanbul’da Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı düzenlenen protesto, 26 Ocak’taki Kobanî ve Haseke kırsalı çatışmaları ve 30 Ocak’ta Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan mutabakat izledi.

Aynı dönem, Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne yönelik başlayan barış sürecin devam ettiği bir zaman aralığına denk geliyor. Rapor bu nedenle inceleme dönemini yalnızca Suriye haberlerini karşılaştırmak açısından değil, Türkiye medyasının Kürt meselesine hangi kavramlarla yaklaştığını ve kriz anlarında editoryal tercihlerin nasıl değiştiğini görmek açısından da kaynak bir çalışma.

Rapor bunu hak odaklı barış gazeteciliği açısından temel bir sorun olarak tanımlıyor: Barış dili birçok yayında sürekli bir editoryal ilke olmaktan çok diplomatik gelişmelerin geçici olarak açtığı bir söylem alanı halinde kalıyor.

Kürt meselesinde söylem sertleşiyor

Araştırmanın dikkat çektiği alanlardan biri de Kürt meselesiyle bağlantılı haberlerdeki değişim.

Örneğin atv’de bütün veri setinde yüzde 8,6 olan kutuplaştırıcı dil oranı, Kürt meselesine ilişkin cümlelerde yüzde 57,3’e yükseliyor. Ötekileştirme oranı ise yüzde 3,5’ten yüzde........

© Bianet