NATO 3.0 dönüşümü bölgesel ve küresel dengeleri nasıl etkileyecek?
Ankara, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, başkent günlerdir abluka altında.
Valiliğin 28 Haziran-10 Temmuz tarihleri arasında uyguladığı gösteri, yürüyüş ve basın açıklaması yasakları, kamu personeline verilen 6 günlük idari izinle birleşerek kent merkezini neredeyse sivil hayata kapattı. Hak savunucuları ve muhalefet, sivil protestoların bastırılmasına ve "önleyici tutuklama" adı altında 200’den fazla aktivist, avukat ve gazetecinin gözaltına alınmasına yönelik tepkileri devam ediyor.
NATO Zirvesi öncesi 6 kentte protesto: Ankara'da 100'ü aşkın gözaltı
Sokağa ve siyasete yansıyan bu gerilime karşı Külliye’deki masada küresel sistemi ve bölgesel dengeleri dönüştürecek "NATO 3.0" olarak adlandırılan yeni bir askeri dönüşümün ilk adımları planlanacak.
NATO, Soğuk Savaş dönemindeki kuruluşunu "1.0", SSCB’nin dağılmasının ardından genişleme ve yeniden yapılanmayı "2.0" olarak nitelendiriyor. NATO 3.0 ise ABD’nin odağını Çin’e kaydırdığı, Avrupa’nın kendi savunma yükünü bizzat üstlenmek zorunda kaldığı yeni dönemi temsil ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerin savunma harcamalarını yüzde 2'den aşamalı olarak yüzde 5'e çıkarmasını istiyor. Şu ana kadar 32 müttefikten sadece 17’si yüzde iki sınırını geçebildi.
Türkiye’nin rolü ne olacak?
Ankara, ittifakın güney kanadını koruyan bir "uç karakol" olmaktan çıkıp, NATO 3.0’ın hem Karadeniz hem de Ortadoğu havzasındaki ana lojistik ve üretim üssü haline gelmeyi hedefliyor. Bu nedenle ASELSAN gibi savunma şirketleri önplana çıkıyor. Nitekim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirveye ilişkin 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada, "Ankara'daki en önemli konumuz savaş sanayisi üretiminin artırılması” ifadelerini kullandı.
Af Örgütü: NATO Zirvesi öncesi gözaltı ve yasaklara son verilmeli
Siyaset bilimci ve analist Prof. Dr. Soli Özel, 36. NATO Zirvesi'ni bianet'e değerlendirdi.........
