Shakespeare’den günümüze babalar ve kızları
Kaybedilen bir aile büyüğünün ardından, geride kalanların hesaplaşması ve yüzleşme yaşaması teması bugüne dek pek çok filmde işlendi. Son zamanların kendinden çok söz ettiren, Cannes’da Jüri Büyük Ödülü kazanmış Norveç yapımı filmi “Manevi Değer” (Sentimental Value) de aynı kulvarda yer alan bir “babalar ve kızları” öyküsü sunuyor. Yönetmen, “Oslo, 31 Ağustos” (2011), “Dünyanın En Kötü İnsanı” (2021) gibi filmlerinden yeterince tanıyıp sevdiğimiz Joachim Trier.
70’li yaşlarındaki film yönetmeni Gustav Borg, yıllar önce terk ettiği karısının cenazesine bile katılmadan iki kızının karşısına çıkar. Tanınmış bir tiyatro oyuncusu olan Nora ve tarih akademisyeni, evli ve bir çocuk annesi Agnes, babalarına karşı farklı tavır alırlar. Nora yaşadığı tüm travmaların suçlusu olarak babasını görür ve açık açık konuşurken Agnes daha uzlaşmacıdır. Yılların tortusu ve öfkesi yavaş yavaş su yüzüne çıkarken, Gustav’ın kafasında 15 yıl aradan sonra çekeceği yeni film de vardır. Nesilden nesile geçen aile evinde çekilecek, geçmişi deşecek bir filmdir bu. Baba, başrol için kızı Nora’yı düşünmektedir ama Nora bu teklifi kabul etmez. Duygusal olarak uzak ama simgesel olarak baskın baba figürü, kendi annesinden başlayarak duygusal ihmalle dolu........
