Eksik rafineri kalmasın beyler!
Türkiye’nin yıllık 10 milyon tonluk rafine edilmiş petrol ürünü ithalatı var. Ağırlıklı dizel yakıt ithal ediyoruz ve bunu ağırlıklı Rusya’dan alıyoruz. Kabaca 75 milyon varil eder. Dizelin rafinaj marjına ortalama 20 USD/varil desek 1,5 milyar dolar her sene rafinaj hizmet bedeli ithal ediyoruz denebilir. Ham petrol ithalatı ayrı, bu sadece rafinaj hizmeti için dışarıya ödediğimiz para. (Bazı kaynaklar daha çok ithal ettiğimizi belirtiyorlar)
10 milyon ton civarı bir rakam, orta-büyük ölçekli bir rafineri demektir. Misal Tüpraş’ın İzmit’teki büyük rafinerisi 11,3 milyon ton/yıl. Yani bize bir İzmit rafinerisi daha lazım.
Bu yazının amacı, Türkiye’nin rafinaj politika alternatifleri konusunda ve devamında THY’nin jet yakıtı tedariği konusunda politikalar önermek ve ilgili politika yapıcılarımızın değerlendirmesine sunmaktır.
Yeni rafineri kurmasak olmaz mı? Olur elbette, ithalata devam ederiz, çok büyük tedarik sorunumuz olmaz. Ülkemizin her tarafında petrol üreticisi ülkeler var. Zaten 10 seneden sonra toplam rafinaj ihtiyacının elektrik dönüşümünden dolayı azalması öngörülüyor. Türkiye’nin rafinajda 100% yeterli olması gibi bir zorunluluk elbette yok. Yeni rafineri kurmanın önemli finansal, sosyal, çevresel maliyeti var. Rusya gibi komşumuzun ise zaten büyük rafinaj fazlası var ve atıl kapasitesi var. Oradan ithalat elbette anlamlı ve muhtemelen makul maliyetli oluyordur. Diğer taraftan makul maliyetler ile ilave rafineri kapasitesini milli rafinaj kapasitemize ekleyebilirsek bunun ekonomik, siyasi ve küçük ölçüde milli güvenlik ilintili kazanımları olacaktır.
Rafinaj kapasitesi konusunda üç strateji izlenebilir:
Yeni yatırım yapmayız ve kapasite fazlası olan bir ülkeden, muhtemelen Rusya’dan ucuza ithalata devam ederiz böylece önemli miktarda yatırıma harcanacak para cepte kalır ve kaynakları daha yüksek getirili başka yatırımlara yönlendirebiliriz.
Türkiye’de sıfırdan yeni yatırım kurarız. Muhtemelen Ceyhan’da bu yatırım yapılır, malum boru hatlarının deniz ile buluştuğu liman şehrimiz.
Politik olarak aramızın iyi olduğu, bize yakın olan bazı ülkelerin rafinaj altyapısına yatırım yaparız. Mısır’da rafineriler yatırım bekliyor. Libya’da durum benzer şekilde. Bulgaristan ve Romanya’da satışa konmuş Rus şirketlerinin rafinerileri var. Irak ve Suriye’de rafineri ihtiyacı var vs..
Not: Türkiye’deki mevcut küçük ve eski rafinerilerin kapasitesini artırmak ve onları yenilemek pek maliyet etkin değil. Konumları pek uygun yerde değil. Tüpraş zaten gerekli yatırımları yaptı. SOCAR’ın rafinerisi de yeni. Bu senaryoyu atlıyorum.
Bizim hemen sınırımızın dibinde, Bulgaristan Burgaz’da büyük bir rafineri var. Rusların Lukoil Neftohim rafinerisi. Medyada çıkan haberlere göre Lukoil bu rafinerisini satışa çıkarmış durumdaymış. 1,3 ile 2,5 milyar USD civarı fiyat etiketi varmış. Kapasitesi 9 milyon ton/yıl. Türkiye’den Cengiz Holding ile Azeri SOCAR ortak olarak bu rafineriyi satın almaya çalışıyorlarmış (basında çıkan haberler).
Bence bu rafineri doğru bir yatırım olur ve bir Türk firmasının satın alması uygun olur. Fiyatı uygun, Türkiye’ye yakın. Türkiye’deki belirli mühendislik firmaları bu rafineriyi nispeten uygun fiyata modernize edebilirler ve (izinleri alabilirlerse) 3-4 milyon ton kapasite artışı sağlayabilirler. Diğer taraftan bu rafineri zaten Bulgaristan’ın en büyük sanayi tesisi ve Bulgaristan ihtiyacının büyük bölümünü karşılıyor. Türkiye’nin ithalat açığının buradan karşılanması hayal olur. En fazla 1-2 milyon ton, o da belki.
Bu yatırımın riski ise AB riskidir. AB’nin keyfi estiğinde nasıl ki Rus şirketlerine yaptırım yapıyorlarsa Türk şirketlerine de ileride yaptırım yapabilirler. Operasyonları kısıtlayabilirler ve rafinerinin zararına satışını zorlayabilirler.
Romanya’da da Lukoil’in daha küçük 2,5 milyon tonluk bir rafinerisi var, onu da Amerikalılar politik baskı ile Amerikan fon şirketine zorla sattırdılar. Şimdi Amerikalılar da ucuza topladıkları Avrupa’daki Rus rafinerilerini pahalıya satma derdindeler. Bu rafinerilere talip olmaya gerek yok.
Libya, Cezayir, Mısır, Irak ve Suriye’nin rafineri ihtiyaçları ve rafineri modernizasyon ihtiyaçları ise gerçek ve acil ihtiyaçlar. Türkiye’nin az veya çok bu alanlara yatırım yapması uygun olur.
Gelelim TPAO konusuna. Malum TPAO’nun bir rafinerisi yok. Petrol arama, üretim ve dağıtım işinde varlar ama rafinaj işinde yoklar. Yani şirketin dikey entegrasyonunda önemli ve........
