Acımız da bir tatlımız da
İnsan hafızası sadece acılarla beslenirse solar, sadece neşeyle avunursa sığlaşır.
Muharrem ayının o hüzünlü ve derin yası matem günlerini geride bıraktığımızda evlerin mutfaklarında yanan o ocaklar işte bu dengenin ilanıdır.
Acının bittiği yerde, o büyük felaketten sağ kurtulan tek bir canın, Hz. Zeynel Abidin’in yeşerttiği umudun lezzeti kaynamaya başlar.
Bilmeyenler için aşure, sadece yılda bir kez tekrarlanan tatlı bir gelenektir. Oysa pişen lokma sıradan bir tarifin çok ötesindedir. Aşure büyük kederlerin ardından hayata, berekete ve geleceğe açılan en güçlü kapıdır. O nedenle herkesle pay edilir.
KAZANIN ATEŞİNDE ERİYEN AYRILIKLAR
Aşure kazanına yakından bakın. İçinde buğdayı, nohudu, fasulyesi, kayısısı, inciri ve cevizi vardır. Tek başlarına bırakıldıklarında kimi serttir kimi yumuşak, kimi tatsızdır kimi ekşi. Normal........
