FETÖ kurbanlarını Türkiye’ye kazanmalıyız
Vatan Partisi Genel Başkanı’nın 15 Temmuz 2023 tarihli yazısını yeniden yayımlıyoruz
15-16 Temmuz 2016, yakın tarihimizin en önemli günüdür, dönüm noktasıdır.
O gün, ABD emperyalizminin Türkiye’deki silahlı gücü ezildi.
O gün, NATO’nun yer altı örgütü olan FETÖ Gladyosu Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Türk Milleti’nin gücüyle bastırıldı.
O gün, ABD emperyalizmi Türkiye’de silahsızlandırılmış oldu.
O gün, ABD emperyalizmi Türkiye’yi darbelerle ve silahlı baskılarla yönlendirme olanağını kaybetti.
O gün, Türkiye’nin ufku açıldı.
O gün, Türkiye düşmanı cemaatçilik altından kalkamayacağı bir darbe yedi.
Bugün Türkiye hapishanelerinde FETÖ bağlantılı NATO generalleri yatıyor.
DEVLETİN FETÖ’DEN ARINMASI
FETÖ Gladyosu’nun silahlı gücünün kimi unsurları 15-16 Temmuz 2016 günü etkisiz hale getirildi.
Devlet kurumlarının yaptığı açıklamalara göre, 2016’dan bu yana,
- 24 bin subay, astsubay, askerî öğrenci Türk Silahlı Kuvvetlerinden tasfiye edildi.
- Emniyet örgütlenmesinden tasfiye edilenlerin sayısı 30 bin çevresinde.
- Yargıdan 14 bin yargıç, savcı ve yargı görevlisi temizlendi.
- Kamu yönetiminden uzaklaştırılanların sayısı, 130 bin kadar.
Türk Devleti, tarihinde görülmemiş bir temizliği başardı.
FETÖ, 1970’li yıllarda Komünizmle Mücadele Dernekleri kapsamında Gladyo tarafından örgütlendi.
Vatan Partisi, FETÖ’nün küresel efendilere bağlılığını, Gladyo kimliğini ve ideolojik karakterini kuruluş yıllarından bu yana tek başına açıkladı ve her cephede mücadele yürüttü.
FETÖ, evet bir terör örgütüydü, güdümündeki unsurlara çıkar sağlıyordu, ancak aynı zamanda bir ideolojisi vardı.
FETÖ, İslamcılık iddiasıyla kuruldu. ABD emperyalizmi ve Vatikan tarafından “Dinlerarası Diyalog” sloganıyla Hıristiyanlık ve Musevilik ile uyumlu bir çizgide programlandı ve güdüldü.
FETÖ’nün İslamcılığı, Türk Milleti’ne, İslam dünyasına ve bütün insanlığa düşmandı. FETÖ’nün İslamcılığı, kuşkusuz İslamcılığın çeşitli akımları tarafından tartışıldı ve eleştirildi. Ancak bu tartışma ve eleştiriler, FETÖ’nün kendisini İslamcı olarak tanımlamasını değiştirmedi ve değiştirmiyor.
En önemlisi Fethullah Gülen, Türkiye’nin hakim sistemi tarafından muteber bir dinî lider olarak kabul edildi. Yalnız AK Parti iktidarı değil, Vatan Partisi dışındaki partilerin neredeyse hepsi ve Türk Devleti’nin çeşitli sorumluları, Fethullah Hoca’yı İslamcı bir lider olarak övdüler, O’ndan ödüller aldılar, O’nun önünü açtılar, O’nu her alanda desteklediler. Var mı “Ben yapmadım!” diyen? Diyemezler, çünkü anlayış farkları olsa da İslamcılıkta birleşiyorlardı. Yalnız İslamcılıkta değil, ABD’ye bağımlılıkta, NATO üyeliğinde birleşiyorlardı.
NATO gibi FETÖ de, sistemin bir aygıtıydı. FETÖ, devlete sızmadı; ABD........
