menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Madalyanın iki yüzü

32 6
30.09.2025

Sporcular arada bir madalyalarını çıkarır ve uzun uzun ona bakarlar. Birçok gelişmiş spor ülkesinde, özellikle Olimpiyat madalyaları; ilgili müzelerde sergilenir. Madalyanın alınışının yıl dönümünde bu madalyalar gündeme gelir.

Yazarların da madalyaları vardır. Derneklerin, komitelerin ya da federasyonların verdiği kutlama yazıları değildir, bu madalyalar. Çeşit çeşit derneklerden övgü dolu mektuplar, sertifikalar, plaketler alan spor yazarı arkadaşlarımız kızmasınlar. Birgün birini översiniz; kutlama yazınızı alırsınız; diğer gün diğerini eleştirirsiniz ödülünüzü katmerlersiniz. Bu yüzden; ben kolay kolay bu ödülleri alamam. Bir gün övdüğümü diğer gün eleştiririm. Takip etmemiz gereken sadece gerçektir, ödül değil.

Ama, benim de bir madalyam var. En değerli altından daha değerli. En cafcaflı dernek, komite, federasyon mektuplarından daha dolu. Sonsuza kadar saklayacağım ve gurur duyacağım bir madalya. Ne yazık ki; alışımın yıldönümünde bakamıyorum o madalyaya, hep bir hafta öncesinde bakıyorum, gözlerim dolarak, gururla ve özlemle; bazen çaresiz hissetsem de kendimi, asla umudu kaybetmeden!

9 Ekim 2018’de aldım o madalyayı. İki satır bir yazı; ama dolu dolu bir yazı. Madalyayı kimden aldığınız önemli. O iki satır yazı; omuzlarıma daha büyük sorumluluk yüklüyor, o iki satır yazı doğruya daha sıkı bağlanmamı sağlıyor. O iki satır, hem ödül hem ders oluyor.

9 Ekim 2018’de posta kutuma gelen elektronik ileti; madalyam, şöyleydi:

“Sayın Cem Zeren;

Sporun ruhunu yansıtan müthiş yazılarınız için sizi yürekten kutlarım. “Benim için ağlama Türkiye” yazınız tam bir spor ve edebiyat klasiğidir. Sporun ne demek olduğunu, arka planını, sorunlarını o kadar güzel anlatıyorsunuz ki niçin yerimizde saydığımızı bizler de çarpıcı bir şekilde öğreniyoruz.

Spor yazılarında bir devrim yaptınız. Heyecanla bir sonraki........

© Aydınlık