Azınlıkta olmanın getirdiği stres faktörleri
Geçen haftalarda kadınlar için üst düzey liderliğin çok dik bir yokuş olduğunu işlemeye başladım. Tarihten, geçmişten sayılarla örnekler verdim, kadınların liderlik ve yöneticilik konularında ne kadar az sayıda olduğuna değindim. Peki neden? Neydi engeller? Geçen haftalarda “Gizli Kültür Egemenlikleri”ne ve “Kadınların Sosyalizasyonu Teorisi”ne değindim, özellikle de erkek kültürünün egemenliği nedir sorusunu açtım.
Önceki bölümde görüldüğü gibi kadınlar erkeklerden yönetici konumlarında daha başarısız değildir. Öyleyse, eşit sayıları sağlamak için kadınları yönetici konumlarına başvurmak ve onları bu konumlarda sebatla devam etmeleri konusunda eğitmek, destek vermek gereklidir. Erkek adaylar bu tür eğitimi ve desteği resmi olmayan bir şekilde almaktadırlar. Geçen hafta başladığım kadınlara özel stres faktörleri ile devam ediyorum.
ÖZGÜVEN
Özellikle alt yönetim kadrolarında görevli olan yönetici kadınlar özgüven azlığı ve girişkenlik konusunda erkeklere göre daha fazla sorun yaşamaktadırlar. Yapılan araştırmalar kadınların işyerinde özgüvenlerini hızlı yitirdiklerini ve bunun sonucunun stresle birlikte meslekte ilerlemeye engel olduğu görülmüştür.
Kadın yöneticilere güçlü ve zayıf yanları sorulduğunda önce zayıf yanlarıyla başladıkları, güçlü yanlarıyla ilgili çekingen ve sıkılgan oldukları saptanmıştır. Özgüvenin tohumlarının ergenlik ve ev ortamında atıldığı düşünülmektedir. Bu nokta da yine sosyalizasyona işaret eder. Kadınların iş yerinde kendi becerileri ile ilgili yoğun özgüvensizlik yaşadığı belirlenmiştir
TOPLANTILAR
Hem erkek hem de kadın yöneticiler toplantı esnasında stres yaşayabilmektedirler. Ancak, kadın yöneticilerin bunu daha güçlü yaşadığı saptanmıştır. Bu genellikle kendi yarattıkları bir strestir.
Toplantıya katılmak, bir şeyler söylemek zorunluluğunu duyumsamakta, ama yanlış bir şeyler söyleme kaygısını da yoğun yaşamaktadırlar.
Bir kadın yönetici duygularını şöyle dile getirmiştir:‘Söylediğinin önemli olması için duyarlı olmalısın, gereksiz, anlamsız şeyler söylememelisin. Herkes sana bakıyor olacak. Gergin bir ipte yürümek gibi bir şey. Herkes senin düşmeni bekliyor. Eğer bir toplantıya gidersen, dalmak, dinlememek, yanındakiyle sohbet etmek gibi bir rahatlığın olamaz. Söyleyecek bir fikrin varsa söylemelisin. Ancak odaklanmalısın ve iyi söylemelisin.’
ERKEKLER KADINLARIN SÖZÜNÜ FAZLA KESİYOR
Başka bir kadın yönetici şöyle diyor: ‘Bir masa çevresinde erkekler arasında yalnız bir kadın olmak beni rahatsız etmiyor. Ancak içeri giren kişilerin ‘günaydın beyler’ deyip, ‘ah, pardon sizi görmedim’ diye eklemeleri veya bazılarının bile bile, mahsus böyle davranması bende birileri bana karşı kaba davrandı duygusu uyandırıyor. Ben aynı kabalığı onlara yinelemiyorum ama söylediğim bir sözle onlara bu toplantıda bir kadının olduğunu ayrımsatıyorum.’
‘Man Made Language’ isimli kitabında Dale Spender yapılan araştırmalarda erkeklerin kadınların sözünü kadınların erkeklerin sözünü kestiğinden daha çok kestiğini, kadınlardan daha çok konuştuklarını açıklıyor. Böylece kadınlar için toplantılarda düşüncelerini söylemek bir mücadeleye dönüşebiliyor.
SİNİRLERE HÂKİM OLMAK
Hennig ve Jardim etkin yönetici becerilerini geliştirmek isteyen kadın yöneticilere şöyle bir öneride bulunuyor: Geçmişte sıkıntı yaratan durumların yinelememesi için anımsayabildiğiniz tüm olayları bir deftere yazın. Geçmişle ilgili açık, net bir görüntü geleceği anlamanıza yarayabilir.
Gelecekte sizin ve diğerlerinin verebileceğiniz tepkileri anlayabilir ve önceden düşünerek ne yapmanız gerektiğine olaylar olmadan önce karar verebilirsiniz.’En iyi öneri deneyimli bir kadın yöneticiden geliyor: ‘Eğer gerekmediği yerde sinirlenir ve kendinize hâkim olamazsanız, gücünüzü kaybedersiniz.’
KADIN KİMLİKLERİ AŞINIYOR
Başka bir sorun da yöneticiliğin genelde erkeksi bir meslek olarak algılanması olarak ortaya çıktı.........
