Konfüçyüs’le Doğu’dan yükselen felsefe: Konuşmalar
M.Ö. 551 yılında doğan Konfüçyüs, günümüzde Çin tarihinin en ünlü filozofu olarak anılıyor. Bu unvanı haklı bir şekilde taşıyan filozof, Lu Beyliği’nden Kong Qiu adıyla da bilinmektedir. Düşünsel açıdan parlak bir dönem olduğu ifade edilen bu çağda öğrenmeye olan merakı sayesinde sivrilen ve adından söz ettiren Konfüçyüs, yaşadığı bölgenin en saygı duyulan ve sözü en çok dinlenen alimlerinden biri olur. M.Ö. 479’da hayata veda eden filozofun yaşadığı dönemde herhangi bir eseri basılmış değil. Konuşmalar isimli eserinin ise öldükten sonra öğrencileri tarafından derlenip yayımlandığı düşünülüyor.
Konfüçyüs’ün doğduğu çağ Çin’in siyasi açıdan en karmaşık dönemlerinden biridir aynı zamanda. Konfüçyüs bu dönemde birbirleriyle husumet halinde olan beylikler arasında seyahatler ederek fikirlerini yöneticiler ve halkla paylaşıyordu. Her türlü sorunun barışçıl yöntemlerle çözülmesi gerektiğine inanan filozofun diyaloglarında yönetici kesime karşı gayet saygılı bir tavır takındığını görüyoruz. İyi bir yöneticinin ahlâklı, erdemli ve yetenekli olması gerektiğini söyleyen filozofun konuşma metinlerinden de anladığımız üzere, öğrencilerine en büyük öğütlerinden biri de şüphesiz iyi ve merhametli bir insan olmalarıdır.
Öğrenmek ve öğrendiğini öğretmeye dayalı bir sistem geliştiren Konfüçyüs, adeta Doğu’dan yükselen bir ışık görevi üstlenmiş ve yaşadığı çağda birçok insana ders vermiştir. Batı’da, Yunanistan topraklarında Sokrates’le yükselişe geçen felsefeyi dünyanın öteki ucunda Konfüçyüs temsil etmiştir. Platon’un Akademi isimli okulunu kurmasından 100 sene önce Konfüçyüs kendi okulunu kurmuştur. Böylece, insanlığın düşünsel sisteminin aynı çağlarda benzer şekilde gelişim gösterdiğini görürüz.
Antik Yunan ve Antik Çin kaynaklarından beslenen Sokrates’in öğrencisi Platon ve Konfüçyüs, öğrencilerine tarih, şiir, müzik gibi dersler vererek onların düşünce sistemine katkıda bulunmuşlardır. Dünya tarihinde bildiğimiz ilk öğretmenler arasında olan bu büyük dehaların yürüdüğü yoldan yürüyen diğer felsefeci ve edebiyatçılarla birlikte bu alanlar günümüzdeki halini almıştır kuşkusuz.
Felsefeyle ilgilenen herkesin bildiği üzere Platon’un en büyük ilham kaynağı hocası Sokrates’tir ve........
