Gastronomi Avrupa ekonomi
Özellikle Almanya, köklü mutfak geleneğiyle birlikte yeni gastronomi girişimlerine kapı aralayan en önemli merkezlerden biri konumunda.
Alman mutfağı, uzun yıllar boyunca sade, düzenli ve geleneksel çizgisiyle tanındı hep.
Bratwurst, schnitzel, patates ve ekmek kültürü ülkenin gastronomi kimliğini oluşturdu.
Ancak son on yılda bu tablo belirgin şekilde değişmiş durumda.
Berlin başta olmak üzere birçok şehirde farklı mutfak kültürleriyle harmanlanan, daha cesur ve çok kültürlü bir gastronomi anlayışı öne çıkıyor.
Türk mutfağı da bu dönüşümün en güçlü aktörlerinden biri hâline geldi.
Bugün Almanya’da Türk mutfağı yalnızca dönerle anılmıyor.
Fine dining restoranlardan modern sokak lezzetlerine, gurme pastanelerden konsept restoranlara kadar geniş bir yelpazede Türk girişimcilerin imzası var. Bu başarı, yalnızca damak tadına değil; iyi yönetilen markalara, doğru lokasyonlara, güçlü hikâyelere ve sürdürülebilir iş modellerine dayanıyor.
Berlin bu dönüşümün vitrini konumunda. Şehir, yaratıcı gastronomi projeleri için Avrupa’nın en cazip merkezlerinden biri hâline geldi.
Tam da bu noktada Tamer Akkılıç ismi öne çıkıyor.
Akkılıç, klasik restoran işletmeciliğinin ötesine geçen vizyonuyla, Berlin gastronomi sahnesinde güçlü bir marka inşa etmeyi başarmış cesur bir yürek.
Niye mi cesur yürek?
Kars’tan gittiği bambaşka bir coğrafyada var olabilmek adına öylesine bir zorluklar sürecinden geçmiş ki anlatırken........
