menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yurtta Sulh Cihanda Sulh

14 0
16.03.2026

Bu köşede dış ticaret, ticari diplomasi ve gümrük alanında gündemde olan konuları konuşacak ve analiz edeceğiz. Sorularınız ya da merak ettiğiniz konular varsa onlara da temas etmek isterim.

Son 2 haftadır yer gök İran ile İsrail arasında patlayan savaşı anlatan haberle dolu. İnsan hayatını tehdit eden ‘savaş’ her nerede ve kimle kim arasında olursa olsun net ve kesin bir dille kınadığımı en başında söylemeliyim. 

Her savaşın nedenleri olduğu gibi muhtemel sonuçları da vardır. Ülkemiz yüzlerce yıldır bir türlü durulamayan bir bölgede yer alıyor. Türkiye bu kadar karışık bir bölgeye rağmen yüz yılı aşkın bir süredir savaşmak yerine müzakere ediyor. Gazi Paşanın en temel öğüdü olarak tüm dünyanın kabul ettiği harika bir felsefe. Değerini şimdilerde daha çok anlıyoruz. 

Etrafımızda meydana gelen olayların ülkemizi nasıl etkilediğini yaşantımıza neler getireceğini analiz etmek ve görebileceğimiz muhtemel zararları bertaraf edecek tedbirler almak savaşın realitesi anlamını taşıyor. Çok dikkatli bir şekilde dengede kalabilmek meziyet istiyor. Bizde bu meziyet var mı yok mu zaman içerisinde göreceğiz.

İran İsrail Savaşının Dış Ticarete Etkisi

Gelelim İran İsrail savaşının dünya ticaretine etkisine. Haziran 2025’te başlayan ve 28 Şubat 2026 tarihinde İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri’nin birlikte hareket etmesiyle ateş alan süreç bugünde şiddetli bir şekilde devam ediyor.

İlk bomba yere temas ettiğinde herkes gözünü Brent petrol varil fiyatına çevirdi. İran’ın hem önemli bir petrol üreticisi hem de Hürmüz Boğazını kontrol ediyor olması dünya enerji arzında zor günlerin geleceğinin habercisiydi. 80 Amerikan Doları civarında seyir eden Brent petrol varil fiyatı şimdilerde 110 Amerikan Dolarını geçmiş durumda. 

İran Suudi Arabistan, Irak ve BAE’den sonra OPEC’in 4. Büyük büyük petrol üreticisi. Petrol üretimini durdurması dünya petrol arzında % 12’lik bir daralmaya tekabül ediyor. Suudi Arabistan, Irak ve BAE’lerinin petrollerinin de Hürmüz Boğazından geçerek dünyaya ulaştığı düşünüldüğünde bu savaş an itibariyle dünyaya arz edilen petrolün % 40’ını engellemiş durumda. 

Petrol fiyatının artması navlun fiyatlarını yukarı yönlü etkiledi. Hürmüz Boğazının kapanması gemi trafiğini % 90 oranında azalttı ve hava yolu taşımalarına talep arttı. Tahmin edileceği gibi hava yoluna olan talebin artması hava yolu taşıma fiyatlarını da yukarı fırlattı.

ABD savaşa petrol için mi dahil oluyor?

Belki bu ABD açısında küçük bir neden sayılabilir fakat bence ana neden değil. Avrupa Birliği’nin Net-Sıfır karbon düzenlemeleri, çevre hassasiyetine rağmen petrol halen dünyanın ana enerji kaynağı olmaya devam ediyor. 

Çin devasa üretimi nedeniyle Arap yarımadasından dünyaya yayılan petrolün en önemli müşterilerinden biri. Çin petrol ihtiyacının % 45’ten fazlasını Arap Yarımadasından sağlıyor. Ocak ayında ki Venezuela müdahalesi ve İran müdahalesi birlikte değerlendirildiğinde Çin’in petrol ithalatının % 55’ten fazlasının bloke olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Tüm bu yaşananların altına toplama çizgisini çektiğimizde sonuç bölümünde ‘an itibariyle dünyanın en büyük petrol üreticisi Amerika Birleşik Devletleridir’ yazıyor. ABD, OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) üyesi değil ve kendi kararlarını kendisi alıyor. Yani ABD’nin karşısında kafasına göre kararlar almasını engelleyecek hiçbir güç yok.

Peki dünyanın fabrikası şalteri kapatacak mı?

Çin’in 2025 yılından bu yana petrol stoğunu önemli derecede arttırdığını ve an itibariyle şok yaşamadığını söylemeliyiz. Henüz Çin’in üretiminin aksayacağına dair olumsuz bir emare yok. Fakat ‘savaş ne kadar sürecek?’ ‘Bu süre Çin için sorun olacak mı?’ ‘Hürmüz Boğazının kapalı kalması aslında ABD’nin işine mi yarıyor?’ ‘Bu süreçte ABD askeri İran’a girecek mi?’

Bu soruların cevapları dünya ticaretini sert şekilde etkileyecek cevaplar. Maalesef bu cevaplar zamanla ortaya çıkacak. Belirsizlik. İnsanı umutsuzluğa iten berbat bir duygu.

Gıda krizi yaşanır mı?

Şok kriz enerji ve lojistik alanında tüm dünya ticaretini vurmuş gibi görünüyor. Ancak bir sulh yolu bulunmazsa tüm dünyayı önemli ölçüde etkileyecek bir gıda krizi de kapıda görünüyor. 

Dünya gıda üretiminin % 50’sinde petrokimyasal gübre kullanılıyor. Petro kimyasal gübre üretimi büyük ölçüde petrol ve doğal gaz yatakları olan ülkeler tarafından üretiliyor. 2020 yılında Beyrut limanında yaşanan patlamayı herkes hatırlıyordur. Arap Yarımadası Azotlu Gübre (Üre) üretiminde de dünya ihtiyacının % 45’ten fazlasını karşılıyor. Hürmüz Boğazının kapalı olması, Petro kimyasal gübre ve azotlu gübre (üre) arzının aksaması olası bir gıda krizini kaçınılmaz kılıyor.

Gıda krizi bizi etkiler mi?

Gübre fiyatlarının globalde artması Türkiye’yi önemli ölçüde olumsuz etkileyecektir. Ülkemiz gübre ve üre gibi tarım girdilerini ithal ediyor. Arap Yarımadasında meydana gelen savaşlardan çok olumsuz etkiledik. Maalesef olumsuz etkilerin artarak devam edeceğini düşünüyorum. Bir an önce ateşkes ilan edilerek masaya dönülmesi yönünde ki diplomasi çalışmalarına devam etmeliyiz.


© Analiz