30 Ağustos 1922: Kalpaklı Ordu Muzaffer
[Dedem, İstiklal Gazisi ALİ ŞAHAN'IN (Gır Ali) aziz hatırasına]
Ağustos çok sıcak bu yıl, 104 yıl önce daha da sıcaktı; yangınlar yeriydi Anadolu bir baştan bir başa. En çok da güzel İzmir’de hissediliyordu ateşin feri. İzmir işgal altındaydı; kordonda Yunan çizmeleri, yüreklerde yangın vardı. İşgal devam ettikçe imbat meltemleri bile serinletemez yürekleri. Gözler Belkahve’den, Sabuncubeli’nden şehre akacak rüzgar kanatlı Kuva-i Milliye süvarilerini gözlüyordu gece gündüz. Gözlere uyku girmiyordu, İzmir’in gözleri yollarda kalmıştı.İzmir, Gazi Paşa’nın yolunu gözlüyordu. Gazi Paşa’nın karayağız Mehmetçikleri her gece düşlerinde İzmir’i görüp, gerçekte hiç görmedikleri İzmir için türküler söyleyerek, İzmir uğruna ölüyorlardı. Onlar ölümlerin en güzeline koşuyordu, ölüm en çok onlara yakışıyordu.
Ağustos Anadolu’ya adım atışımıza, Anadolu’ya ebediyen kök salışımıza şahitlik etti. Türk Anadolu’nun en mühim ayıdır Ağustos ve 30 Ağustos 1922 çağlar boyunca gelip geçen ve geçecek olan bütün Ağustosların en güzel günüdür. Türk’ün türküler söyleyerek hatırlaması, türkülerle kutlaması ve üstüne binlerce türkü yakması gereken bir gün.
Biline ki 30 Ağustos 1922 unutulursa gelecek Ağustoslar Türk’e katlanılması daha zor sıcakları, yangınları, bozgunları ve kırımları getirecektir. Çocuklarımızın geleceği için, çocuklarımızın zihnine en iri harflerle kazımalıyız bu tarihi. Dedelerinin hikayelerini anlatmalıyız, dedelerinin türkülerini öğretmeliyiz onlara.
30 Ağustos 1922’de destan yazan Gazi Paşa’nın kalpaklı ordusunun destanını her dem haykırarak anlatmalıyız onlara. Troya’ya saldırıp Anadolu’nun en güzel kentini yakıp yıkan işgalci sürülerinin........
