Çocuk eğitimi mi, dini propaganda mı?
Ramazan Genelgesine Pedagojik Bir Bakış
Çocuk eğitimi ideolojik tercihlere göre değil, pedagojik bilimin verilerine göre şekillenmelidir. Pedagojiye rağmen eğitim modern Devletlerde olmaz.
Rousseau’dan Piaget’ye, Dewey’den Montessori’ye kadar modern eğitim düşünürleri, 12 yaş altındaki çocuklara soyut doktrinlerin yüklenmesinin ciddi pedagojik riskler taşıdığını açıkça ortaya koymuştur.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi, eğitim biliminin temel ilkeleriyle ciddi bir çatışma içindedir. Bu makalede Rousseau, Piaget ve özellikle Türk eğitim sisteminin düşünsel mimarlarından John Dewey’nin kuramları ışığında, 12 yaş altı çocuklara yönelik soyut içerikli eğitim modellerinin pedagojik risklerini ele alacağım. Bu konuyu Mitolojiden Felsefeye adlı kitabımın “Eğitime Pedagojik Bakış” bölümünde daha ayrıntılı biçimde açıklamıştım. Bu yazıda ise pedagogların görüşleri dikkate alınarak söz konusu Ramazan genelgesinin pedagojik sakıncaları değerlendirilecektir.
Eğitim düşüncesinde Jean-Jacques Rousseau ve Jean Piaget’nin özellikle vurguladığı temel bir gerçek vardır: Çocuk gelişimi biyolojik ve zihinsel bir takvime tabidir. Jean-Jacques Rousseau, Emile adlı eserinde 12 yaş altındaki çocukların akıl yürütme yetisinin henüz tam olarak gelişmediğini, adeta “uyku hâlinde” bulunduğunu ifade eder [1]. Bu evrede çocuğa yüklenen soyut dini dogmalar, muhakeme yeteneğini geliştirmek yerine çoğu zaman ezberci bir zihin yapısı oluşturur.
Rousseau, Aydınlanma çağının en önemli filozoflarından biridir. Onun eğitim üzerine düşünceleri bugün dahi geçerliliğini korumaktadır. Rousseau dünyada ilk defa çocuk merkezli eğitim anlayışını sistemli biçimde dile getirmiştir. Ona göre çocuğa yetişkin gibi davranılamaz; yetişkinlerin edindikleri bilgi ve değerler çocuklara zorla dayatılamaz. Çocuğun kendine özgü bir doğası vardır ve eğitim bu doğaya saygı göstermelidir. Çocuk büyüklerin bir kopyası değil, kendi başına bir şahsiyettir.
Rousseau’ya göre çocuk, soyut fikirlerin yükü altında ezilmemeli; tabiatın içinde yaşayarak öğrenmelidir. Çocuğun doğal gelişimine engel olunmamalıdır. Bilgi zorla, baskıyla ve ezberle öğrenilmez. Çocukta öğrenme merakını uyandırabilen öğretmen iyi öğretmendir. Öğrenme deneyle gerçekleşir; deneyle sınanmayan bilgi gerçek anlamda müspet bilgi değildir. Öğretmen bu süreçte çocuğa baskı yapan bir otorite değil, öğrenme sürecine eşlik eden bir rehber olmalıdır. Rousseau’nun kiliselerdeki soyut ve ezberci eğitime karşı çıkışı, modern eğitim düşüncesinin doğuşuna da zemin hazırlamıştır. Bu açıdan bakıldığında Ramazan genelgesi,........
