menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde

12 5
23.02.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde

Nihai olarak Sünnî ve Şiî diye ayrılacak iki Müslüman grup arasında dokuzuncu, onuncu ve on birinci asırlarda gerilim gittikçe artmaktaydı. Özellikle onuncu asrın sonunda ve on birinci asrın başlarında iki grup arasında siyasî ve dinî gerilim zirveye çıkmaktaydı. Bağdat’tan beslenen Şiî etki zamanla Orta Asya’ya sirayet etmiş ve oradaki Sünnî bölgelerde tedirginliğe neden olmuştu. Buna karşı Sünnîler entelektüel araçları kullanarak onlara karşı mücadele etmekteydi. Bununla birlikte Gazneli Mahmut ve Selçukluların Sünnî düşünceye beklenenin ötesinde güç vermeleri Şiilerle mücadeleye daha fazla imkân sağlamıştı  (Frederick Starr, Kayıp Aydınlanma Orta Asya’nın Altın Çağı, çev: Yusuf Selman İnanç (İstanbul: Kronik Yayınları, 2020), 651).

İtikat temelli imamet üzerinden ayrımı bir tarafa bıraktığımızda birçok konuda ortak ilkelere sahip olan iki grup Kur’an ve Sünnet metinlerinin nasıl yorumlanacağı konusunda ayrı bir yol tutmuştur. Şiîler başlangıçta kutsal metinler üzerinde yorum yapma hakkını ve bu yorum biliminin şartlarını tesis etmeyi alanında otorite olan yetkin alimlere bile bırakmayı reddetmiş; bu yorum hakkının Peygamber soyundan gelen imamlara özgü olduğunu ileri sürmüştür. Yorum hakkını imamlara tahsis ederek alanında uzman fakihlere tahdit koymuşlardır. Buna mukabil ana akım Sünnî düşünce kutsal metinler üzerinde yorum hakkı konusunu alanında uzman yetkin olan alimlere tahsis ederek yorum ve yorum bilime daha geniş bir cadde açmıştır. Birbirine nispetle kutsal metinlerin yorum bilimleri üzerinde daraltıcı ve genişletici bir tavır takınan bu iki grup hakkında Şiî tanım daha çok bilinen yönüyle âmme ve hâssa kavramları üzerinden ifade edilmiştir.  İçerisinde barındırdığı ironinin işaret ettiği üzere Sünnîler karnı geniş, sade, basit, genel ve rahat caddeyi imlerken; Şiiler daha hususi, özel ve özenli bir caddeyi imlemektedir.

Öteki ile Temas: Şeyh Tûsî

Öteki ile temas ve entelektüel gelişim arasındaki ilişki bağlamında Tuslu Şiî alim Ebû Cafer et-Tûsî’ye yoğunlaşabiliriz.  Şeyh Tûsî, Sünnî düşüncenin hâkim olduğu Horasan’ın Tus şehrinde dünyaya gelir.  Doğal olarak Sünnî alimlerden ders aldığı gibi onlardan da etkilenmiştir. Onlardan bir mezhep devşirmek yerine bir metodoloji devşirmiştir. Akabinde ilim ve düşünce merkezi olan Bağdat’a gitti. Bağdat o tarihlerde ana akım Sünnî düşüncenin zayıfladığı buna mukabil Şiî yayılmacılığın Büveyhî emirliği kanatları altında genişlemesini sürdürdüğü bir sürece şahitlik ediyordu. Burada Şeyh Müfîd ve Şerîf Murtaza gibi güçlü kelamcı ve fakihlerin ders meclislerine iştirak etti. Mezhep içinde Şeyhu’t-tâife lakabını aldı. Tuğrul Bey’in Büveyhî iktidarını ortadan kaldırdıktan sonraki süreçlerde Necef’e göçmek zorunda kaldı. Selçukluların tesis etmiş olduğu Nizâmiye medreseleri ile Sünnî düşünce kökleşti. Nizamiye medreselerinde verilen eğitimin temel amacı ana akım Sünnî düşünceye karşı gelen Mutezile, Şia ve İsmailliye tezlerine karşı anti tez üretmekti. Bağdat merkezli medrese muhitlerinde keskin bir dile sahip Tus’lu bir Şiî olan Ebû Cafer gibi etkili cedelcilerin (polemikçilerin) olması medresenin işini zora sokuyordu (Frederick Starr, Kayıp Aydınlanma Orta Asya’nın Altın Çağı, 506). Bu demektir ki entelektüel düşüncenin gelişmesi tez-anti tez ilişkisinin sürekliliğine bağlıdır. Bu müzakere ve münazara zemininde Sünnî düşünce kendisini daha da muhkemleştirirken Şiî düşünce kendisine yol aramaktaydı.

Bir Şii Fıkıh Mezhebi Teorisyeni Olarak Şeyh Tûsî

Yaklaşık 100 yıl boyunca Bağdat’ı etkisi altına alan Büveyhî hakimiyeti dönemine Şiî yüzyılı denilmekteydi. Bu sürecin Selçuklular eliyle sona erdirilmesiyle birlikte uzun soluklu Şiî bir siyasetin ortaya çıkamaması ve bundan da öte Şiî masum on ikinci imamın gelmesinin inkıtaa uğraması nedeniyle Şiî fakihler, ellerini taşın altına koymak zorunda kaldılar. Şiî düşüncenin fıkhî mezhebi tesis edilmeliydi. Artık İmamet umdesinin vermiş olduğu garantörlük on ikinci imamın gaybeti nedeniyle fıkhî soru ve sorunlara cevap vermiyordu. Sünnî cemiyet içerisinde hayat süren Şiî tebaanın imamet, humus, Cuma, bayram namazı, cihat, zekât vb. fıkhî sorunlarının çözümü için fıkhî münderecat sistematize edilmeliydi. Bu işe ilk el atmak durumunda kalan kişi Sünnî müktesebatı da özümseyen Şeyh Tûsî olacaktı.

Fıkhî Eserlerde Sünnî Etki

Entelektüel hayat farklı düşüncelerin birbiri ile temasını zorunlu kılmaktaydı. İki düşünce arasındaki temas birbirine “değ”meyi amirdi. Birbirine “değ/en” düşünceler zamanla kendi mihverinde bir “değ/er/lendirme”ye tabi kılınmalıydı. Farklı düşünceler arasında fikrî ve hissî bir bağ olabilirdi. Bu bağlar kişiyi ait olduğu düşünce dünyasından peşinen koparamazdı. Kökleşmiş düşüncelerin birbiri ile aynîleşmesini değil; birbirinden beslenmesini beklemek doğru olandı. Birbirine “değ/en” düşünceler, belli “değ/er/lendirme”ler sonucunda kendine özel “değer”ler üretebilirdi.

Bu anlamda Şeyh Tûsî; Şiî fıkhını tesis etmiş, onun sistematiğini kurmuş ve metin içi tertiplerini de netliğe kavuşturmuştur. Onun hem tertibinde hem de metin içi atıflarında Sünnî mezheplerin etkisini görmek mümkündür. Bu etkiye şaşırmamak da entelektüel etkileşimin temel bir sonucudur.

Âmme-Hâssa İronisi Arasında Anonimleşen Fıkhî İçerik

Kuran ve sünnet metinlerinin yorumunda ve özellikle hadis rivayetlerinin kabulünde kendilerine münhasır şartlar öne sürerek hem haber kanallarını sınırlamaları hem de bunun tabii bir sonucu olarak yorum kültürünü masum imamlara özgülemeleri nedeniyle kendilerini “hâssa” olarak niteleyen Şiî/Caferî düşüncenin fıkhî sistematiğini Sünnî etki üzerinden inşa etmesiyle birlikte fıkıh metinleri arasında anonimlik dikkat çekmektedir. Gerek fıkıh bablarının tertibi ve gerekse bu bablarda kullanılan istidlal yöntemlerinde Sünnî etki çok bariz görülmektedir. Şeyh Tûsî’nin el-Mebsût ve el-Hilâf isimli eserleri bu gerçeği tüm açıklığı ile göstermektedir.  Böylece temel bazı ayrım noktalarına rağmen Şiî fıkhının biçimsel özelliği aynı merkezlerde üretilen Sünnî mezheplerle örtüşmeye başlamıştır denilebilecektir.

Yunus Apaydın hocanın “değ”mek doğal olarak “değ/işimi” gerekli kılar tespitinde olduğu gibi “değişim” de doğal olarak kendi “değer”ini üretecektir.  Aynı doğal coğrafyayı taşıyan dinî ve sosyal grupların birbirleriyle temas kurmalarının, etkileşime geçmelerinin ve ilişkilerini geliştirmelerinin yollarını açmak gerekir.  Ancak bunun temel şartı; hâkim düşüncenin kendi duyuş, seziş ve bilinç düzeyini muhkem tutmuş olmalıdır. Aksi durumda etkileşimden amaç negatif bir sonuç doğuracaktır. Bu anlamda klasik Şiî fıkıh metinlerinde Sünnî atıfların rahatlığı dikkat çekerken Sünnî metinlerde Şiî atıflara pek rastlanmamaktadır. Bunun bir nedeni, Sünnî düşüncenin kendisine olan öz güveni ve metinlerinin gücü olmalıdır denilebilir.

Cerrahide Sanat ve Tutku

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Δdocument.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );

İlkenin Çöküşü, Pratiğin Kaosu

Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları 

Hırsızlık Haddinde Caydırıcılık ve Islah Ayrımı

Oruç: Hücrelerin Sessizliği, Ruhun Konuşması

Demokrasi, Avrupalı Müslümanlar ve Gaflet Uykusu!

İslâm Kamu Hukukunda Yetkinin Meşruiyeti

Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.022.059

Bilgi Peteklerimizi Nasıl Dolduralım için M.S.KAMER

İklim Krizinin Günah Keçisi için Mudassir Hussain

Buzda “Buz Gibi” Hissetmek için Ayşe Nur AKSOY

Siyah Kuğu ve Sonrası için Erol Kurt

Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden  Transhümanizme için Psikiyatr Dr. Bülent Demirbek

Bilgi Peteklerimizi Nasıl Dolduralım için Fatma Akkaya

Diploma mı, İstihdam mı? Türkiye Yükseköğretimde Yol Ayrımında için Ayşegül Kaptanoğlu

Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları  için Seyfeddin Ersoy

Ramazan Ayının Dini, Sosyal ve Kültürel Hayatımıza Yansımaları  için Mehmet Gelebek

Aşkın Kimyası için Öğr. Gör. Dr. Keriman AYTEKİN KANADLI

Ayın Konusu: 2023 Seçim Değerlendirmesi (12)

Ayın Konusu: 2024 Yerel Yönetim Seçim Sonuçlarının Değerlendirilmesi (13)

Ayın Konusu: Acil Durumlara Hazırlıklı mıyız? (11)

Ayın Konusu: Adaletin Üstünlüğü (25)

Ayın Konusu: Ahlak, Adalet ve Bilim İlişkisi (14)

Ayın Konusu: Akademik Kültürde Kaybedilen Değerler (15)

Ayın Konusu: Akademik Yayınlarda Hakemlik (13)

Ayın Konusu: Akademisyenden Üniversite Öğrencilerine Tavsiyeler (22)

Ayın Konusu: Akademisyenlerde Motivasyon Eksikliği (15)

Ayın Konusu: Akademisyenlerin 2023 Seçimine Bakışı (11)

Ayın Konusu: Anayasa Değişikliği (8)

Ayın Konusu: Asistan Eğitimi; Sorunlar – Çözümler (19)

Ayın Konusu: Bilim-Din İlişkisi (18)

Ayın Konusu: Bilim-Siyaset İlişkisi (16)

Ayın Konusu: Bilim, Din, Sanat Dili: Türkçe (13)

Ayın Konusu: Bilinç oluşturmak \ Algı yönetmek (11)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: AHLAK (22)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: EŞİTLİK ANLAYIŞIMIZ (16)

Ayın Konusu: Bir Temel Sorun Olarak: YALAN (20)

Ayın Konusu: Cezasızlık Algısı (12)

Ayın Konusu: Covid-19 Pandemisinin İnsanlığa Mesajları (32)

Ayın Konusu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (12)

Ayın Konusu: Cumhuriyet ve Demokrasi (17)

Ayın Konusu: Doğrudan Demokrasi (12)

Ayın Konusu: Dünyadaki Siyasi Süreçler ve Türkiye (7)

Ayın Konusu: Enflasyon: Nedenleri ve Çözüm Önerileri (9)

Ayın Konusu: Fikri; Üretme Hakkı ve İfade Hürriyeti (29)

Ayın Konusu: Gelir Dağılımı (14)

Ayın Konusu: Haksız Kazanç (12)

Ayın Konusu: Hegemonya (11)

Ayın Konusu: İklim Değişikliği (11)

Ayın Konusu: İnsanın Çoğaltma ve Biriktirme Tutkusu (17)

Ayın Konusu: İstişare (25)

Ayın Konusu: Kumar – Bahis (9)

Ayın Konusu: Liyakat (36)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunlarımız (5)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: "Geleneksel Din Anlayışı" (7)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Liyakatli İnsan Yetiştirme” (23)

Ayın Konusu: Milli Güvenlik Sorunu Olarak: “Nüfus Artış Hızı” (5)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Akademisyen? (17)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Anayasa? (12)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Belediye Başkanı? (15)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Eğitim Sistemi? (19)

Ayın Konusu: Nasıl Bir Üniversite? (41)

Ayın Konusu: NATO (5)

Ayın Konusu: Nisâ Suresi 75. Ayet ve Müslümanlar (9)

Ayın Konusu: Oku’mak-Yaz’mak: Nasıl Anlamalı? (12)

Ayın Konusu: On Emir ve Yahudiler (8)

Ayın Konusu: Sağlık Sistemimizin Değerlendirilmesi (12)

Ayın Konusu: Siyasal Süreçler ve Tövbe (6)

Ayın Konusu: Sosyal Medya (13)

Ayın Konusu: Toplumsal Barışın Tesisi! Ama Nasıl? (18)

Ayın Konusu: Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılı (24)

Ayın Konusu: Türkiye ve Bilim (12)

Ayın Konusu: Türkiye'de "Planlama Sistemi": Sorunlar ve Çözüm Önerileri (13)

Ayın Konusu: Türkiye'nin "'İran Siyaset'i" Ne Olmalı? (6)

Ayın Konusu: Türkiye'nin En Temel Sorunu ve Çözüm Önerileri (16)

Ayın Konusu: Üniversitelerimizde İnterdisipliner Çalışma Kültürü (12)

Ayın Konusu: Uyuşturucu Sorunu (14)

Ayın Konusu: Yapay Zeka (13)

Ayın Konusu: Yazarların Gözünden Akademik Akıl Platformu (11)

Ayın Konusu: Yeni Doçentlik Başvuru Şartları (11)

Ayın Konusu: Yenidoğan (Hastane) Çetesi ile İlgili Değerlendirmeler (11)

Güzel Sanatlar ve Tasarım (26)

İktisadi ve İdari Bilimler (148)

İnsan ve Toplum Bilimleri (12)

Sağlık Bilimleri (49)

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bilgi paylaştıkça artar, fikir paylaştıkça gelişir.

Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde Şubat 23, 2026

Öteki İle Temas Değerli Olabilir – Şiî Fıkhı Özelinde

Cerrahide Sanat ve Tutku Şubat 23, 2026

Cerrahide Sanat ve Tutku

Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden  Transhümanizme Şubat 20, 2026

Bilinç ve Ölüm: Disiplinlerarası Kökenlerden  Transhümanizme

Zülkifl Peygamber Şubat 20, 2026

Yazar olarak giriş yapın

Çıkış yapana kadar beni içerde tut.

@2024 - Akademik Akıl Tüm Hakları Saklıdır. Sitede yer alan makaleler kaynak gösterilmeden paylaşılamaz.

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

Bu websitesi kullanıcı deneyimini iyileştirmek için arkaplan datalarını anonim olarak tutmaktadır. Kabul etmek için yandaki butona tıklayabilirsiniz. Kabul Et KVKK Aydınlatma Metni


© Akademik Akıl