menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Unutmak ve Unutulmak

7 0
27.10.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Turizm Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Kelime anlamıyla, bildiğin bir bilgi, varlık, eşya ya da olayı hafızadan silmek demektir. Unutmanın gerçekleştiği evre aslında kalpte değil, beyinde var olan bilginin eski etkisini bırakmayacağı evreye ulaşmasıdır. Aslında yaşanan hiçbir kişi, durum ya da olay zihinden tamamen silinemez. Buradaki kasıt, sanki hiç karşılaşmamışsın gibi, en baştaki duruma geri dönmektir. Bu teorik olarak zaten mümkün değil. Sadece “unuttum artık” dediğinde, o şey zihninde ya da kalbinde eski sızıyı bırakmadığı için bu cümleyi rahatlıkla kurabilirsin. Ama gerçekten unutabilir misin? Etkisi büyük olan şeyin izi de küçük olmaz. Yani, “unuttum” diyen doğruyu söylemiş olmaz.

İnsanın kontrolü dışında gelişen, etkisi ağır ve çok daha sessiz bir güce dönüşür. Çünkü kendi içindeki anılarla nasıl yaşayacağını zamanla öğrenebilirsin, ancak bir başkasının hafızasında nasıl yer ettiğini, ne zaman silindiğini ya da bir zamanlar taşıdığın anlamın ne zaman değiştiğini belirleyemezsin. Zira belirlediğin tek şey bir zamanlar elde ettiğin o yerin sadece silinmemesi ve iz bırakabilmesi olacaktır.

Unutmak, insanın kendi içindekiyle verdiği sessiz bir mücadeledir. Unutulmak ise, başkasının dünyasında artık eskisi gibi var olmadığını fark ettiğin o keskin kabulleniştir. Ve belki de unutmak, bir anının hafızandan silinip gitmesi değil, hatırladığında artık sende eskisi kadar etki bırakmamasıdır.

Peki! Unutmak mı, unutulmak mı?

Belki de bütün mesele bunlardan hangisinin daha zor olduğu değildir. Ve belki de en başından beri asıl istediğimiz “unutulmamaktır”.

İçi Boş Üniversiteler: Otomatikleştirilmiş Eğitimin Geleceği

İyi Bir Fikir Neden İyi Bir Araştırma Projesine Dönüşmüyor?

Yorum Yap Cevabı İptal Et

Bir dahaki sefere yorum yapmam için adımı, e-postamı ve web sitemi bu tarayıcıya kaydedin.

Δ document.getElementById( "ak_js_1" ).setAttribute( "value", ( new Date() ).getTime() );

Akıl ve Kalbin Sessiz Savaşı

Sevginin Dozu, Toprağın Kapasitesi

Belirsizlik ve Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Giden mi, Kalan mı, Yoksa Bulunamayan mı?

Bilişsel Bağımlılık Yaratmadan Yapay Zekayı Kullanmak

Birliği ve Dirliği Sağlayan Bilge Liderler

Prof. Dr. Hüsrev Hatemi’nin Ardından

8 Mart Dünya Kadınlar Günü: Utanç Taraf Değiştirmeli

Su Üstüne Söylenebilenler

Toplam Ziyaretçi (Tekil Kişi): 2.246.361

Akademi Eko-Sisteminde Güç Odakları: Akademik Klikleşme ve Etkileri için Prof. Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA

Aslında Her şey Sıfırla ya da Sıfırdan Başlar… için Nagehan Cumhurlu Tapan

İçi Boş Üniversiteler: Otomatikleştirilmiş Eğitimin Geleceği için Yusuf........

© Akademik Akıl