menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bizi birbirimize bağlayan Han Kang'ın ışıklı ipleri

15 0
23.06.2026

2024 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Güney Koreli yazar Han Kang, onu bir dünya yazarı olmaya götüren ışıklı yolun çocukluk çağı kayıtlarını, tam 47 yıl sonra, koyduğu ayakkabı kutusundan çıkardı. Şiir, günlük deneme ve fotoğraflardan oluşan 'Işık ve İp', bir yazarın çocukluk ve ilk gençliğine duyduğu buram buram şükran ve özlemin ifadesi.

Güney Koreli yazar Han Kang'ı iki yıl önce Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmeden önce de seviyordum. Hatta içten içe o "en popüler edebiyat ödülü"nü günün birinde mutlaka kazanacağını tahmin ediyordum. Bunun kendimce birkaç sebebi vardı...

* Modern zamanların hayatlarını zülfiyare dokunarak kurguya taşıyordu. Bireysel, toplumsal acılar, umutlar, yakın tarihin yarattığı kitlesel travmaları çağının sorumlu bir bireyi olarak dürüstçe ele alması.

* Acı, fiziksel ruhsal örselenmeler, yalnızlık, yabancılaşma, kişinin bedeniyle kurduğu yürüttüğü türlü ilişkilerin su yüzüne çıkardığı psişik sorunlar, hayat ve ölüm karşısında bireyin takındığı tavrı işlemedeki başarısı...

* Tüm bunları yaparken bir yazar kimliğini de güçlü empati duygusuyla okuruna açık etmesi,

*Sadece insan değil tüm canlıların haklarını gür bir sesle savunuyor oluşu.

Ve yine - benim için düşünsel dürüstlüğün zirvesi olan- insana peşinen özel bir vicdan ve ahlak atfediliyorsa sürekli yinelediği o iç acıtan soru:

İnsan, hem kendi içindeki hem de toplumdaki şiddet karşısında nasıl insan kalabilir?

Ben bu soruyu her Han Kang - elbette benzer yazarları- okuduğumda bir istasyon öteye götürürüm:

İnsan, bir başka canlının canı ve kanıyla beslenerek, dahası buna varoluşunun başında mecbur bırakılarak nasıl 'insan' kalmaya devam eder?

Bunca yıl sonunda bulabildiğim cevap da şu:

Besin zincirinin en tepesindeki en zeki varlık insanın doğası kötü olmak, evrimini ve egemenliğini sürdürebilmek için her daim gücünü pekiştirmek zorunda.

BUGÜNLER İÇİN ZAMAN KAPSÜLÜ

Han Kang bizde daha öncelikle Vejateryen'i ile popüler olmuş ve sevilmişti. Benim favorim ise Beyaz Kitap olmuştu. O kısa, incelikli ve yoğun metinler beni benden almıştı. Duyguların, izlenimlerin, belleğin, hayattan süzülüp gelenlerin ve renklerin birbiriyle müthiş bir harmoni içinde bir roman haline getirilmesi benim gönlümün Nobel'ini çoktan kazanmıştı.

Sözü 'Beyaz Kitap'a getirmemin sebebi Han Kang'ın yeni kitabı

'Işık ve İp.' Belki de yazarın kendi kendine oluşturduğu zaman dışı bir 'tribüte' kitap.

Başındaki yazarın Nobel konuşması metnini saymazsak bir ayakkabı kutusuna yerleştirilmiş deneme, şiir, günlük notları ve fotoğrafların bizzat yazarın hevesiyle gün yüzüne çıkarılmasından oluşmuş keyifli toplama kitap "Işık ve İp."

Çocukluk ve ilk gençlik çağında yaratılmış ve bugünlerde açılsın diye oluşturulmuş bir zaman kapsülü. Han Kang hayranları için sayısız hoşluklar barındıran sürpriz bir kitap.

Kitabın başındakı Nobel Konuşması, yazarın romanlarını nasıl yazdığını, yazdıklarının kendisinde an be an nasıl değişimler yarattığını, her şeyden önce "yazar olmak" denilen şeyin yetenek ve yeterlik bir yana nasıl bir irade gösterisi olduğunu anlatan bir metin.

İlerleyen bölümlerde ayakkabı kutusunun içindeki sararmış yapraklardan kopyalanıp bu kitaba konulmuş şiirlerini okudukça bir yazarın hücresinin kabuğunu çatlatıp kozasından çıkmaya........

© 9 Eylül Gazetesi