10 EKİM ANKARA GAR KATLİAMI
Halkların Köprüsü Derneği’nden arkadaşlarımız bir otobüsle Ankara’daki barış mitingine gitmişti. Ben gidememiştim; Afyon’da bir kongrede konuşmam vardı. Katliam kongrenin ertesi günü oldu. Haberi Afyon’da aldım ve hemen Ankara’ya hareket
ettim. Barış talebiyle yürüyen 103 insanı katlettiler… Ankara’ya varır varmaz hastanelere koştum. Sıhhiye’deki üç hastaneye dağılmıştı yaralılar. Kafası kesilmiş tavuk gibi üç hastanenin acil servislerinde, ameliyathanelerinde, yoğun bakımlarında ve morglarında arkadaşlarımı aradım. Morglara girebildiğimi duyanlar telefonuma isimler gönderiyordu: “Şuna da bak.” Her isimde yeni bir korku…
Bir ara Türk Tabipleri Birliği (TTB)’ne gittim. Pek çok dost oradaydı. Kayıplar, yaralılar… TTB konvoyu patlamanın çok yakınındaymış. Kimin nerede olduğunu, kimin yaşayıp yaşamadığını anlamaya çalışıyorduk. Telefonlar çalıyor, mesajlar geliyor, insanlar birbirine isim soruyordu. O kalabalığın içinde herkes bir arkadaşını arıyor, herkes birinden haber bekliyordu. Gece yarısına doğru İzmir’e dönecek bir otobüs buldum. Halkların Köprüsü Derneği’nden arkadaşlarla buluştuk. Yüzümüz gözümüz ağlamaktan şişmişti. Yaralı, tedavisi süren arkadaşlarımız vardı. Haber alamadıklarımız vardı. Acı, öfke, çaresizlik, şaşkınlık ve korku birbirine karışmıştı. Polis ekipleri otobüslere pide ve ayran dağıtıyorlardı. Bizim otobüs bunları almayı red etti. Otobüs İzmir’e doğru yola........
