Mübadele: Akşam olunca bir türkü başlar!
Bazı tarihler vardır; takvimde bir gün olarak durur ama insanın bilincinden hiç çıkmaz.
30 Ocak 1923 de böyledir.
O gün, bulanık suları olan bir göl kıyısında atılan imzalar, milyonlarca insanın hayatını yerinden oynattı.
Taş yerinde kaldı, toprak yerinde kaldı; insanlar yerinden edildi.
İsviçre’nin Lozan kentinin güneyinde, Cenevre Gölü’nün kıyısında Ouchy (Uşi) Şatosu’nun duvarları soğuktu.
İçeride devletler konuştu, dışarıda hayatlar sustu.
“İstikrar” dendi, “barış” dendi.
Haritalar rahatladı. Ama insanlar ayrıldı.
Komşuluk bir gecede bitti.
Aynı göğün altında yaşayanlar, aynı toprağın ekmeğini yiyenler, bir kalem darbesiyle karşı kıyıya savruldu.
(Türk muhacir anne, oğlu, komşusu)
Acı, karabulutlardan daha karaydı!
Çürümüş Osmanlı’nın çok sesli, çok renkli dünyası çoktan çözülmeye başlamıştı.
Yüzyılların içiçeliği; savaşların, kısır milliyetçiliğin, büyük güçlerin, emperyalizmin hesapları arasında parçalandı.
Dar kalıplarla ülkelerin sınırları çizilirken yeniden, insan hayatı bu çizgilerin dışında kaldı.
Mübadele denildi buna.
Ne kadar sessiz ne kadar kibar bir kelime…
Oysa sözün özü şuydu: Git.
(Balkan muhacirleri)
Dil sorulmadı, alışkanlık sorulmadı, hatıra sorulmadı.
Sadece din........
