menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

S-400 destanında 'Onurlu duruş'!..

156 0
12.07.2026

Dışı kalaylı içi vayvaylı NATO Zirvesi’nin, ama özellikle de Trump’ın gösterdiği havuçların ucunun tadı damağımızdayken, önceki gün Milli Savunma Üniversitesi Kurmay Subaylar Mezuniyet Töreni’ne katılan Erdoğan, savunma sanayiisinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştığımızı, uluslararası ittifaklarda çok güçlü varlık gösterdiğimizi anlattı.

Peşinden şunları vurguladı:

“Hangi teşkilâta üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik. Bu şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemez, millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz.”

Aynı törende Savunma Bakanı Yaşar Güler de Erdoğan’a hitaben, “Zatıalilerinizin liderliğinde yürütülen etkin diplomasi ve güçlü devlet iradesi doğrultusunda millî güvenliğimizi ilgilendiren her konuda gerekli tedbirleri kararlılıkla alıyoruz.” diyerek, MSB ve TSK adına şükranlarını sunduktan sonra, “güçlü orduların, modern silah sistemleriyle birlikte stratejik düşünebilen, doğru analiz yapabilen, değişen şartlara hızla uyum sağlayabilen nitelikle personelle ayakta kalabildiğini” kaydetti.

Aynı gün TRT canlı yayınına katılan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise yine Trump’ın NATO Zirvesi’ne Erdoğan için gelmesiyle övünüp, “bu derece güçlü bir liderliğin, artık Türkiye’nin milli bir değeri ve uluslararası kabiliyetimiz haline geldiğini”, ayrıca bunun “Türk diplomasisi için muazzam bir katkı olduğunu” söyledi.

“Türkiye Kalesinde Gedik Açtırmayacağız”

Ülkemiz yöneticilerinin güvenliğimiz ve diplomasimizle ilgili çizdiği bu muazzam çerçeveden hareketle; Rusya’dan alınan S-400’lerle ilgili süreçte nereden nereye geldiğimizi hatırlayalım.

Dönemin ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan, o zamanki Savunma Bakanı Hulusi Akar’a, “2. Johnson mektubu” olarak nitelendirilen bir mektup gönderip, S-400’ler alındığı takdirde F-35 projesinden çıkarılacağımızı bildirdiğinde, kimsenin gıkı çıkmadı.

Mektubun peşinden Erdoğan, Japonya’da yapılan G-20 Zirvesi’nde görüştüğü Trump’ın, “S-400’leri aktive ederseniz, yaptırımların etrafından bir yol buluruz.” dediğini açıkladı, ama Trump’ın yancısı Senatör Lindsey Graham, “bu konuşmanın gerçekleştiğinden şüpheli” olduğunu belirterek, Türkiye’nin S-400’leri aktive etmemesi ve Amerikan yapımı Patriot hava savunma sistemleri alması karşılığında Washington’un yaptırımlardan kaçınabileceğini söyledi.

Neticede S-400’ün bataryaları Türkiye’ye geldi ve ABD yönetimi dediğini yaptı. S-400’ün ilk testi gerçekleştirildiğinde de Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Kaygı verici. Türkiye’ye net bir şekilde S-400 sistemini tam olarak operasyonel hale getirmemesi talebini ilettik.” deyince dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bir ürün kutuda tutulmak için alınmaz. Hava savunma sisteminin ciddi bir maliyeti var, ama maliyetten daha çok bizim ihtiyacımız var.” karşılığını verdi.

Yaptırım kararlarının yer aldığı bütçe tasarısının ABD Senatosu’nda onaylanmasının ardından, Erdoğan’ın 2019-2020’de yaptığı açıklamaları da özetleyelim:

- “Utanmadan ‘yaptırım uygularız’ diyorlar. Bu tam manasıyla haklarımıza tecavüzdür... Biz eli kolu bağlı duracak bir millet değiliz... Dolayısıyla da bu konu ile ilgili biz de kendi yaptırımlarımızı kesinlikle uygulamaya sokarız.”

- “S-400’lerimizi almaya başladık. “Alamazlar” dediler, “Onları bir yerlere yerleştiremez” dediler, “Almanız doğru olmaz” dediler ve bugün itibariyle 8’inci uçak da geldi, o da içindekileri boşaltmaya başladı. İnşallah, Nisan 2020’de son noktayı koyuyoruz ve bununla birlikte hava savunma sistemlerimizde dünyada sayılı ülkelerden biri haline geliyoruz. Şimdi hedef ortak üretimi Rusya ile beraber yapmak. Daha ileri gideceğiz.”

- “S-400 için ABD’nin aklıselimle hareket edeceğini umuyorum... Nisan........

© 12punto