menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Parti İçi Mesele' operasyonunda tutuklanan 15 Temmuz kahramanı!..

52 17
26.01.2026

Geçtiğimiz Salı günü Muğla Emniyet Müdürlüğü’nün yerel medya mensuplarına yönelik bir operasyonu haberlere konu oldu.

Operasyonun sebebi, şüphelilerin sahte bir sosyal medya hesabı üzerinden “kamu görevlisine hakaret, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlâl ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlarını işlediği iddiasıydı. Sonradan bu listeye “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması da eklendi.

Önde gelen şüphelilerin gazeteci olması ve İHA bürosuna dahi operasyon düzenlenmesi kadar şikayetçiler de dikkat çekiciydi; Muğla Valisi’nden bazı bürokratlara, AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ve eski milletvekili Aydın Ayaydın’dan kimi parti yöneticilerine çok sayıda isim vardı.

20 Ocak’taki bu operasyondan sadece üç gün önce ise Aydın Ayaydın’ın yeğeninin ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı duyulmuştu.

İşte gazetecilerin gözaltına alınması sonrasında bu iki olay birleştirildi ve “Muğla’da Aydın Ayaydın operasyonu mu?” diye soruldu.

Ülke genelinde gazetecilik yapmaya çalışanların başına neler geldiğini, nelerle suçlandıklarını biliyoruz ya, o yüzden her gözaltı veya tutuklamadan sonra bu şartlarda yereldeki meslektaşlarımızın nasıl çalıştığını/çalışabildiğini düşünüyordum. Bu vesileyle Muğla’daki dosyaya takibe aldım. Özellikle de dört günlük gözaltı süresi uygulanmasına dikkat kesildim.

Evvela tüm dijitallerine el konulduğu halde gözaltı süresinin neden bu kadar uzun tutulduğunu merak edip şüphelilerden birisinin yakınlarını aradım. Aldığım cevap şu oldu:

“Parti içi mesele. O yüzden şimdi haber yapılmasını istemiyoruz.”

Sonuçta gözaltına alınan şüphelilerden AKP’ye yakınlıklarını gizlemeyen iki gazeteci; Ruhi Kürşat Keskin ve Cemal Demirtaş ile 2023 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adayı olan Serap Ülkü Özdemir tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

Sulh Ceza Hakimliği de, “olay tutanakları, şüphelilerin operasyon öncesinde dijital delilleri sıfırladığı ve telefonlarına yeni kurulum yaptığına dair tespitler, HTS kayıtlarına göre operasyon öncesinde bir araya geldikleri ve ikametleri haricinde farklı adreslerde yakalandıkları, belge ve dijitaller üzerindeki incelemelerin halen devam ediyor olması, delillerin karartılma ihtimalinin bulunması, bilgi sahibi beyanları” gerekçeleriyle Keskin ve Demirtaş’ın tutuklanmasına karar verdi.

Serap Ülkü Özdemir ise bakıma muhtaç küçük çocuğu olması nedeniyle, “çocuğun üstün yararı gözetilerek” ev hapsi adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dosyada ne var, şüphelilere ne soruldu; buna da bakalım.

Operasyonu Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talep ettiği, talebin aynı gün Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na, oradan Sulh Ceza Hakimliğine gönderilip yine aynı gün karar verildiği ve özellikle de Ruhi Kürşat Keskin’e dikkat çekilip motosikleti dahil her yerde arama yapılıp “ele geçirilecek suç unsurlarına ve suç delillerine el konulmasının” istendiği, bu arada da “el koyma işleminin suçtan zarar gören mağdurlara gecikmeksizin bildirilmesi” kararının alındığı görülüyor.

Marmaris Haber sitesinde gazetecilik yapan ve sitenin yarı yarıya ortağı olan Ruhi Kürşat Keskin’in polisteki ifadesine gelince;

Soruşturmaya konu edilen Facebook hesaplarıyla hiçbir ilgisinin olmadığını ve bu hesapları kimin kullandığını bilmediğini söyledi. Yine o hesaplara ilişkin, “1 Kasım 2025’te badem bıyıklı reisimizin resmi içerikli Sayın Cumhurbaşkanına dair paylaşımı siz mi yaptınız veya yapanları tanıyor musunuz?” sorusuna, “Ben yapmadım, kimin yaptığını da bilmiyorum.” karşılığını verdi.

Keskin’e yöneltilen 62 sorudan bazıları da şunlar oldu:

- “…. isimli hesap ve facebooktan........

© 12punto