menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Gel, artık başkalarıyla da sevişelim”

23 0
04.02.2026

Bu sabah 10Haber’de gördüğüm bir habere göre bu cümle İsveç’te yaşayan bir çiftin evliliklerinin 10. yılında, mutfak masasında kuruluyor.

Söyleyen kişi bir “ilişki krizinden çıkmaya çalışan kadın” değil; söyleyen kişi yazar, eğitimci ve cinsel sağlık uzmanı Dr. İlana Eleá. Eleá, kocasına “açık evlilik” teklif ettiğinde bunu bir kaçış planı olarak değil, bir ilişki biçimi tercihi olarak sunuyor. Koca kabul ediyor. Şampanya açılıyor. Kutlama yapılıyor. Beş yıl sonra ise çift büyük ölçüde başarılı olduğunu iddia ediyor.

Buraya kadar kulağa modern, cesur, hatta biraz da “ilerici” geliyor. Hatta Eleá konunun uzmanı olarak açık ilişkiye dönüşen beraberliklerin üçte birinin sona erdiğinin farkında. Ama tek eşli ilişkilerde de oranın aşağı yukarı aynı olması onun nezdinde konuyu normalleştiriyor, yani bu istatistiklere pek takılmamak lazım fikrinde.

Eleá’nın altını çizdiği bir de önemli bir ayrım var: açık ilişkiyi romantizm olmadan, cinsel özgürlük olarak yorumluyor, çok eşlilikte (polyamory) ise aşk, bağlanma, “yeni ilişki enerjisi” vardır diyor. Kendisinin eşiyle uyguladığı model çok eşlilik yani “duyusal, sevgi dolu, empatik bir anlaşma.”

Bu bahsedilen modelleri sanki matematik modeliymiş gibi iki insana uygulamak çok zor. Mesele duygular ve cinsellik olduğunda ne zaman 2 artı 2 4 yapıyor ki? Ayrıca istatistikler ne derse desin mesele yaşanan ilişki biçimi gerçekten senin mizacına, bağlanma stiline ve sevgi anlayışına uyuyor mu?

Burada romantize edilen bir yanlış daha var. Açık ilişki özgürlük vererek sevgiyi otomatik olarak büyütmüyor ki. Birçok kadın açık ilişkiyi “özgürleşme” değil, duygusal yük artışı olarak yaşıyor. Kıyas, kıskançlık, “ben yetiyor muyum?” sorusu daha sık gündeme geliyor. Çünkü kadınlar için ilişki çoğu zaman cinselliği değil,........

© 10 Haber