Atasözü: İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o(mu)dur? (1) |
Atasözü: İnsan yedisinde neyse yetmişinde de o(mu)dur? (1)
Dünyanın içinde bulunduğu kaotik ortam, bu ortamın yaratıcılarını telaşlandırırken, kitleleri yönetme kolaylığı açısından kapitalist ideoloji ve teolojinin bileşimi olan yeni bir kimlik oluşturmanın peşinde olduklarının gizlenecek bir yanı kalmamıştır. İnsanlığın geleceği açısından en büyük tehlike de budur.
Atasözleri neden tartışılmasın? Her şeyi basite indirgeme anlayışına olan yatkınlığımız nedeniyle atasözlerinden bazıları, özgürlüklerimizi kısıtlama, yeni keşiflere yelken açma yetimizi köreltme gibi olumsuzluklar yol açmıyor mu? Davranışlarımız değişir, farklılaşır; geçmişte nasıl olduklarına baktığımızda bu değişimi görürüz. Eğer okuma fırsatımız olmuşsa, yaşam hakkında bilgilendikçe kendimizi, çevremizi, dünyayı, evreni gözden geçirme merakımız artar. Burada bilginin kaynağına ulaşmak önemlidir. Hani denir ya, “tavşanın suyunun suyu”; bilgi için de geçerlidir bu. Tabii, günümüzdeki bilgi kirliliğini de atlamayalım.
Güvenilir kaynaklara ulaşabilmişsek, içinde kendimizin de bir biçimde yer aldığı toplumsal örgütlenmenin işleyişini incelemeye , sorgulamaya başlarız. Aile kurumunun işleyişi önceliğimizdir. (Gözümüzü ailede açarız.) Aile ve mülkiyet, toplumsal yaşamın yapı taşlarıdır . Tarihsel süreç içerisinde aile kurumu da değişip dönüşmüştür. Öte yandan kadın ve erkeğin yaşamı birlikte sürdürme arzusu günümüzde de bitmemiştir. Ancak aile üyelerinin beklentileri karşılanmadığı, istek ve doyum arasındaki ilişki her zaman uyuşmadığı için kurum , artık varoluşsal bir sınavdan geçmektedir. Dolayısıyla aileyi karakterize eden ortak yaşamdaki cinsiyet, yaş, eğitim, kültür, gelir düzeyi v.b. hiyerarşileri incelemek şart olmuş demektir.
Aileden sonra sorgulanma sırası eğitim sistemimize gelir. Bu soruna yanıt olabilecek, eskimeyen bir atasözümüzü anmamak olmaz. “Deveye sormuşlar, neren eğri, diye. “Nerem doğru ki “ demiş. Ancak, sorun yalnızca bize ait değildir. Eğitim, yaşam koşullarındaki eşitsizliğin, sosyal adaletsizliğin kabul edilemeyecek boyutlara varması, küreselleşme süreciyle başlamış, günümüzde dünyanın her yerinde, geniş kitlelerin başta gelen yakıcı sorunu haline........