NATO meselesi nereye uzanıyor? |
NATO meselesi nereye uzanıyor?
Askeri ve siyasi yönleri ile NATO artık herkesçe malum bir örgüttür. İşin bu tarafını tarihsel bilgilere ve yorumlara bırakarak, NATO’nun ideolojik boyutu ve federal yapısı üzerinde durmak istiyorum. Müşterek savunma örgütü olarak tanıtılan ve öylece algılanan NATO özünde ideolojik baskılayıcı tedhiş örgütüdür.
4 Nisan 1949 yılında, kurucu 12 ülkenin Washington’da kurduğu NATO, zamanla genişleyerek, günümüzde 32 ülke sayısına ulaşmıştır. Türkiye, 1950 yılında 4500 kişilik kuvvetle Kore Savaşı’na katılması sonucunda 1952 yılında NATO’ya üye ülke olarak kabul edilmiştir. İkinci Paylaşım Savaşı ertesinde yaşanan Komünist korkusu ve Marx hayali, kapitalist dünyayı komünist saldırı ve işgaline karşı koruma sistemi olarak, ABD güdümünde NATO isimli bir savunma örgütü kuruluşuna yöneltmiştir. İlginçtir ki, NATO’nun kuruluşundan 6 yıl sonra kurulmuş olan Varşova Paktı’nın sloganlarında “dostluk, işbirliği ve karşılıklı yardımlaşma” ifadeleri yer alırken, NATO’nun icraatı oldukça karanlık seyretmiştir. Belki de bu fark, kapitalizm ile komünizm arasındaki ayrışmayı ortaya koymaya yeter.
Komünist dünya karşısında kapitalist dünyayı korumak amacıyla devreye alınmış olan NATO, kuruluş felsefesi ile, komünist dünya karşısında kapitalist dünyanın düşünce ve tercih özgürlüğünü kısıtlamıştır. İlginç olay ve süreçlerle insanlığın ve toplumların tercihlerini belirleyebilen ve ters çevirebilen tarihsel dinamikler, burada da devrededir. Hitler faşizmini bastıran Stalin ordularının Avrupa’nın büyük kısmını işgali, çoğu ülkenin kapitalist simgesi NATO’nun şemsiyesi altına girmesine yol açmıştır. Dönemsel koşullarının, savaş tahribatıyla yaşanan çöküşünde kapitalist Avrupa’yı komünist dünyanın en güçlü yapısıyla karşı karşıya getirmesiyle kapitalist reflekslerin devreye girmesi kader değil, kapitalizmin korunma reflekslerinin sonucudur. Keynes politikaları, Marshall politikaları ve NATO, kapitalizmi korkulu sondan çekip alan politikalar ve örgütlenmeler olarak görülmektedir. Örgütlenmenin orkestra şefi ise, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında İngiltere’den bayrağı devralan, yeni dünyanın lideri konumundaki ABD’dir. Kısaca, NATO’nun ortaya çıkışı ve devamlılığı, zamanın dünya hakimiyetini temsil eden komünizm-kapitalizm cepheleşmesinde savunma görüntüsünde, kapitalist bloku derdest etmek, savunma görüntüsü altında komünizm fikir ve düşüncesini yasaklamak ve baskılamak, böylece sömürücü düzenin yeryüzünde devamının idamesidir. Bu baskılamanın en acı dramı da 1953 yılında, kurgulanmış........