menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran Savaşının Adı Netanyahu-Trump Savaşı Kalacak

29 0
25.03.2026

İran Savaşının Adı Netanyahu-Trump Savaşı Kalacak

“Netanyahu–Trump Savaşı” gibi bir adlandırma, yalnızca kişilikleri değil, aynı zamanda bu çatışmaya damgasını vuran son derece kişiselleşmiş karar alma süreçlerini de yansıtacaktır. (Foto: White House)

Savaşlar çoğu zaman ancak sona erdikten sonra isimlendirilir. Muharebeler genellikle gerçekleştiği yerin adıyla anılır; buna karşılık savaşlar ya sürelerine ya da etkilerinin büyüklüğüne göre tanımlanır. Tarih bu konuda pek çok örnek sunar: Otuz Yıl Savaşları, Yüz Yıl Savaşları, Veraset Savaşları ya da görkemli isimleriyle Napolyon Savaşları ve Dünya Savaşları. Geçtiğimiz yaz İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında yaşanan kısa ama yoğun çatışma ise hızla “12 günlük savaş” olarak adlandırılmıştı.

Ancak mevcut çatışma bu tanımı çoktan aşmış durumda. Kısa ve belirleyici olması beklenen bu askeri harekât, giderek uzayan ve genişleyen bir çatışmaya dönüşmüştür. Artık yalnızca ilk taraflarla sınırlı kalmayan bu savaş, komşu ülkeleri de içine çekmekte ve daha geniş bir bölgesel, hatta küresel krize dönüşme riski taşımaktadır.

Başkan Trump’ın NATO üyelerine, ayrıca Çin ve Japonya’ya Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması için yaptığı çağrı bu açıdan oldukça dikkat çekicidir. Böyle bir katılım gerçekleşirse, çatışma gerçekten küresel bir boyut kazanacaktır. Doğrudan bir müdahale olmasa bile, etkileri şimdiden dünya genelinde hissedilmektedir. Enerji piyasaları sert tepki vermiş, fiyatlar küresel ekonomik istikrarı etkilemeye başlayacak seviyelere yükselmiştir.

Zafer tanımları farklı

Bu savaşın net bir sona ulaşamamasının nedenlerinden biri, tarafların hedef veya beklentilerinin temelden farklı olmasıdır. Çoğu savaşta olduğu gibi, her taraf kendisini kazanan olarak ilan etmektedir. Çünkü her biri zaferi farklı şekilde tanımlamaktadır. İsrail için zafer, İran’ın stratejik bir tehdit olmaktan çıkarılmasıdır. Bu, ya rejim değişikliğiyle, ya da İran’ın gücünü bölgeye yayamayacak ölçüde zayıflatılmasıyla mümkün görülebilir. İran için ise hayatta kalmak başlı başına bir kazanç olacaktır. Saldırıya direnmek ve rejimin devamlılığını sağlamak yeterli olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ise, fiili sonuç ne olursa olsun, gelişmeleri bir zafer olarak sunmaya hazır görünmektedir.

Bu arada insani ve ekonomik maliyet giderek artmaktadır. İnsanlar hayatını kaybetmekte, toplumlar sarsılmakta ve küresel piyasalar istikrarsızlaşmaktadır. Tüm bunlar olurken siyasi söylemler giderek daha belirsiz hale gelen bir duruma anlam kazandırmaya çalışmaktadır.

Başkan Trump’ın bu çatışmaya yaklaşımı stratejik bir aşırı özgüven, hatta açık bir kibir olarak nitelendirilebilir.........

© yetkinreport.com