menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç Yıllık Lisans Modeli: Yoğunlaştırılmış mı, Sıkıştırılmış mı?

9 0
23.01.2026

YÖK Başkanı Prof.Dr. Erol Özvar’ın gündeme getirdiği 3 yıllık Lisans modeli ve bu modelin önümüzdeki yıl uygulanmaya başlanmasının planlanması konusunda farklı üniversitelerden akademisyenler, üç sömestrli ve üç yıllık lisans modelinin; akademik takvimi aşırı yoğunlaştıracağı, ders yükünü artıracağı, araştırma ve düşünme zamanını daraltacağı, öğrenci ve öğretim üyeleri açısından tükenmişlik riskini yükselteceği ve üniversitelerin bilgi üretim kapasitesini zayıflatacağı yönünde ortak kaygılar dile getiriyorlar.

Üniversite, yalnızca bir diploma almak için gidilen bir “kurs” değildir; ortaöğretimin eksiklerini telafi etmekle yükümlü bir öğretim kurumu da değildir. Üniversite, bireyin zihinsel esnekliğini, eleştirel düşünme kapasitesini ve yaşam boyu öğrenme becerilerini geliştiren; aynı zamanda bilgi üretiminden sorumlu en yüksek akademik öğrenim alanıdır. Bu nedenle her bireyin üniversite mezunu olması gerektiği varsayımı, üniversite fikrinin kendisiyle çelişir.

Bu vurgu, üniversite dışındaki eğitim yollarını değersizleştirmek anlamına gelmez. Aksine, güçlü ve sağlıklı bir eğitim sistemi; meslek liseleri, uygulamalı yüksekokullar, yerel ihtiyaçlara göre yapılandırılmış programlar ve yaşam boyu öğrenme olanaklarıyla çeşitlenir. Üniversitenin herkes için tek ve zorunlu rota olarak sunulması, bu alternatifleri zayıflatırken üniversitenin kendisini de işlevsizleştirir. Çünkü herkesin üniversitede olması, üniversiteyi kapsayıcı hâle getirmez; çoğu zaman ortaöğretimin niteliğini aşındırır ve üniversiteyi kaçınılmaz olarak telafi edici bir kuruma dönüştürür.

Niteliği korunmuş bir ortaöğretim sisteminde üniversiteye giriş, doğal olarak seçici olur. Akademik öğrenim, herkese aynı ölçüde hitap etmek zorunda değildir; üniversite, belirli bir düşünsel hazırlık ve entelektüel yönelim gerektirir. Ortaöğretimin zayıfladığı, temel okuryazarlık ve düşünme becerilerinin kazanılamadığı sistemlerde ise üniversiteler bu eksikleri kapatmaya zorlanır. Bu durum, üniversitenin öğretim kapasitesini genişletmez; aksine akademik derinliği yüzeyselleştirir.

Avrupa’da Bologna süreci çerçevesinde lisans derecelerinin üç yıl sürebilmesi, sıklıkla yanlış yorumlanan bir duruma işaret eder. Bu yapı, European Credit Transfer and Accumulation System (ECTS) —Türkiye’deki adıyla AKTS— temelinde, toplam 180 kredi üzerinden tanımlanmış bir akademik iş yüküne dayanır. Ancak bu üç yıllık lisanslar, çoğu ülkede öğrencinin aynı disiplin içinde iki yıllık bir yüksek lisansla devam etmesini öngören bütünlüklü bir sistemin parçasıdır. Yani mesele yalnızca süre değil, öğretimin hangi akademik ekosistem içinde yapılandırıldığıdır.

Bu noktada İngiltere örneği özellikle aydınlatıcıdır. İngiltere’de lisans programları genellikle üç yıl sürer; ancak bu, öğretimin zamansal olarak sıkıştırıldığı anlamına gelmez. Akademik yıl üç dönemden oluşsa da, bu dönemlerin tamamı eşit yoğunlukta ders yükü taşımaz. Öğretim büyük ölçüde ilk iki dönemde yoğunlaşırken, üçüncü dönem daha çok bireysel çalışma, proje, yazma ve değerlendirme süreçlerine ayrılır. Yaz ayları ise öğrenciler ve akademisyenler için düşünme, okuma,........

© yetkinreport.com