İstinaf Mahkemeleri Savunma Hakkını Kısıtlamamalı |
İstinaf yolunun getirilmesiyle temyiz yolunun güçlendirildiği söylenir. Gerçekte ise istinaf yoluyla temyiz yolu kapatılan davalarda hakimlerin tayin edilememesi teminatı kaybedildi. (Foto: ankarabam.adalet.gov.tr)
Ekrem İmamoğlu’nun siyasetten yasaklatabilecek “Ahmak” davasında mahkemenin mahkûmiyet kararını istinaf (Bölge Adliye) mahkemesi onayladı. Fakat yargılama süreci bitmedi. Şimdi de Yargıtay’ın istinaf mahkemesinin kararını onaylayıp onaylamayacağı merak ediliyor. Benzer bir süreç diploma iptali davasında da yaşanacak. İmamoğlu önce istinaf (Bölge İdare) mahkemesine başvuracak, onun vereceği karar da Danıştay’da temyiz edilecek.
Her iki davada da basit bir hukuk sorusunun cevabını doğru bulmak için ilk derece, istinaf ve Yargıtay olmak üzere üç değişik mahkemedeki hakimler üç ayrı karar verecekler. İlk derece mahkemenin kararını istinaf onaylayacak ya da değiştirecek, istinaf kararını inceleyen Yargıtay ya da Danıştay son kararı verecek: ya istinaf kararını onaylayacak ya da bozacak, dosyayı ya ilk başladığı yere ya da istinafa geri gönderecek.
Mahkemelerin kararlarındaki hataları gidermek için getirilen istinaf ve temyiz yollarında daha tecrübesiz ve az bilgili hakimlerin kararlarını daha bilgili ve tecrübeli istinaf hakimlerinin; onların kararlarını da daha da kıdemli, tecrübeli ve bilgili temyiz hakimlerinin denetleyerek düzelteceği öngörülüyor. Eskiden sadece temyiz yolu vardı; 2016’da temyiz öncesi araya istinaf yolu getirildi.
İlk derece, istinaf (Bölge Adliye – BAM veya Bölge İdare – BİM) ve temyiz (Yargıtay – Danıştay) mahkemelerinden oluşan bu üç seviyeli sistemde Türk Milleti adına kararlar veren hakimler ve hakim teminatları arasında önemli farklar var.
İlk derece hakimleri genç, tecrübesiz ve az bilgililer. Fakat daha önemli farklılık ilk derece ve istinaf hakimleri ile temyiz hakimleri arasında. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ilk derece ve istinaf (BAM ve BİM) hakimlerini hiç kimseye hesap vermeden veya gerekçe göstermeksizin tayin edebilirken, Yargıtay ve Danıştay üyelerini tayin edemez. Diğer bir deyişle temyiz hakimleri tam teminatlı ve güçlü iken, ilk derece ve istinaf mahkemeleri hakimlerinin teminatı ise eksik ve zayıftır. Bu sebeple tam bağımsızlık ve tarafsızlık konusunda istinaf hakimlerine Yargıtay ve Danıştay hakimlerine olduğu kadar güçlü güven duyulmuyor.
Her ne kadar kendilerini seçmiş olsa da seçilmelerinden itibaren HSK, Yargıtay ve Danıştay üyeleri üzerindeki nüfuzunu kaybeder. Bu hakimler 12 yıl süreyle tam bağımsız olarak görev yaparlar, vicdani kanaatlerine göre en doğru kararı vermelerini kısıtlayacak hiçbir engelleri yoktur.
İstinaf mahkemeleri Avrupa Birliğine tam üyelik heyecanının yükseldiği zamanlarda 2004 yılında kurulup, fiilen 2016 yılında faaliyete geçirildi. O tarihlerde adliye koridorlarında bir ara kurulmasından vazgeçilse de AB’nin hibe kredisini iade etmek gerekeceği için istinaf mahkemelerinin istemeyerek de olsa faaliyete geçirildiği konuşulurdu.
İstinaf yolunun getirilmesiyle temyiz yolunun güçlendirildiği söylenir. Gerçekte ise istinaf yoluyla temyiz yolu kapatılan davalarda hakimlerin tayin edilememesi........