menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026’da Türkiye Ekonomisi ve Sözün Bittiği Yer

47 0
29.12.2025

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibi TBMM’de 2026 Bütçe taslağını savunurken. Türkiye ekonomisi, artan gelir eşitsizliğiyle 2026’da 2025’ten çok farklı bir görünüm vadetmiyor.

2026’da Türkiye ekonomisi nasıl şekillenebilir? Büyüme, enflasyon, politika faizi, cari açık gibi önemli makroekonomik değişkenler 2026 sonunda hangi büyüklükleri alabilirler? Bu sorulara yanıt verebilmek için ekonomimizdeki gelişmeleri yakından etkileyecek ve ekonomimiz açısından dışsal olan yurtdışı ve yurtiçi koşulların nasıl hareket edecekleri hakkında senaryolar oluşturmak gerekiyor.

Ama önce ‘sözün bittiği’ yer ile başlayacağım.

Grafikte TÜRK-İŞ’in Ankara’da yaşayan dört kişilik bir aile için hesapladığı açlık sınırı ile net asgari ücretin 2023’ün başı ile 2026’nın sonu arasındaki hareketlerini veriyorum. Ne Aralık 2025 ne de 2026 için açlık sınırını biliyoruz. Şöyle hesapladım: Aralık ayında açlık sınırının yüzde 1 artacağını varsaydım. 2026 için ise bu oranı yüzde 21 olarak aldım; hedeflenen enflasyondan yüksek fakat gerçekleşmesi muhtemel enflasyondan biraz düşük. Her ay açlık sınırı aynı oranda yükselmiyor elbette ama böyle varsaymakta bir beis yok. Bu durumda her ay açlık sınırının yüzde 1,6 oranında yükseleceği kabul edilmiş olunuyor. Öte yandan, seçim erkene alınıp da 2026 ortasında asgari ücrete zam yapılmayacaksa –ki aşağıda buna döneceğim, 2026 sonunda kadar geçerli olan net asgari ücreti şimdiden biliyoruz.

Son yıllarda hiç böyle olmamıştı. Artık ne kadar avuntuysa, hiç olmazsa yılın başında birkaç aylığına asgari ücret açlık sınırının üzerinde kalıyordu. Oysa hem 2025’in tümünde açlık sınırının altında kaldı hem de 2026’nın tümünde kalacak. Üstelik 2026’da aradaki fark iyice açılacak. Dünya Bankası kişi başına gelir düzeyinden yola çıkarak ülkeleri dört gruba ayırıyor. Türkiye’nin yakında ikinci ligden (yüksek orta gelir liginden) birinci lige (yüksek gelir ligine) terfi etmesi bekleniyor.

Çalışanların önemli bir kısmı asgari ücrete çok yakın ücret elde ediyor. Emeklilerin belirgin bir kısmının geliri ise asgari ücretin altına kalıyor. Açlık sınırı ise giderek açlık sınırının üzerine çıkıyor. Birinci lige terfi edeceğine ilişkin propagandaya şimdiden başlanan bir ülkeye yakışıyor mu bu durum? Şimdi sıra girişteki soruların yanıtlarını aramaya geldi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ne zaman yapılacağı ekonomideki gelişmeler açısından en belirleyici unsur. Nedeni sanıyorum açık: ‘Seçim ekonomisi’ uygulamasının ne zaman başlayacağı bu tarihe bağlı. Seçim 2028’in başından önce yapılmayacaksa, 2026’da seçim ekonomisi uygulanmayacak anlamına gelir. Ana varsayımım 2026’da seçim ekonomisi uygulanmayacağı şeklinde.

Salt seçim tarihi varsayımı yeterli değil. İçeride yargı-siyaset düzleminde yaşanabilecek gelişmeler de önemli. Sanıyorum bunun da nedeni açık: 19 Mart’ta yaşananlar ekonomimizi önemli ölçüde etkiledi. Düşürülmesi beklenen politika faizi artırılmak zorunda kalındı. Beraberinde kredi faizleri de........

© yetkinreport.com