AB ve Türkiye: Küresel Dengelerde Gelecek Stratejileri |
Türkiye-AB ilişkileri 2026’da nasıl şekillenecek? Transatlantik bağlar, AB genişlemesi ve küresel dengeler ışığında stratejik değerlendirmelerde öncelik neler olmalı?
El Kaide’nin 11 Eylül 2001 terör saldırıları sonrası “Hepimiz Amerikalıyız” sloganı öne çıktı. Uluslararası ortam 2000’li yıllara önemli bir kırılma ile girdi. Afganistan ve Irak operasyonları sonrasında “Hepimiz Amerikalı mıyız?” sorusunun zihinlerde yer alması ise şaşırtıcı olmadı. Robert Kagan’ın 2002 yılında bir makalesinde ABD ve AB bağlamında kullandığı “Mars ve Venüs” benzetmesi ile ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in İkinci Irak Savaşı ortamında ortaya attığı “eski ve yeni Avrupa” ayırımı, o dönemden kalan çarpıcı izler arasında yer aldı.
Transatlantik bağ sınamaları aşacak güce sahip olabildi. Çok taraflılığa katkısını sağlamak ise her zaman kolay olmadı. Vaşington’da demokrat partiye yakın düşünce kuruluşları 2009’da ABD’de Başkanlığa Barack Obama’nın seçilmesi öncesindeki yıllarda “etkin çoktaraflılık” (effective multilateralism) üzerine çalışmalara ağırlık verdi. 2004 ve 2007’de “big bang” olarak anılan beşinci ve altıncı genişlemeyle 15 üyeden 27 üyeye yükselen Avrupa Birliği (AB) etkin çoktaraflılığın küresel aktörü olma iddiasında yeni bir aşamaya ulaştı.
Transatlantik ilişkiler günümüzde daha zor sınamalarla karşı karşıya. Etkin çoktaraflılık tehlikede. 2017-2021’i kapsayan başlayan birinci Trump dönemi esasen Avrupa için ciddi bir “erken uyarı” sayılmalıydı.
ABD Başkanı Trump’ın ikinci döneminin bir yıllık bilançosu ve Avrupa’ya ilişkin söylemi iyimser bir tablo ortaya koymuyor. Ancak bundan hareketle ABD ile AB arasındaki ilişkilerin zorunlu ya da doğal bir ölüme terk edileceğini düşünmek yanlış olur. Dördüncü yılına giren Rusya- Ukrayna savaşıyla Rus tehdidine karşı mücadelenin Avrupa’nın geleceği için bir “varoluş” meselesi haline geldiği Batılı liderler tarafından sıkça vurgulanır oldu. İkinci Trump döneminin Avrupa’nın geleceği bakımından ortaya koyduğu sınama karşısında hareket geçmek için de aynı sözcüğü mü kullanmak gerekecek? ABD’nin atmakta olduğu tek taraflı adımlar başka hangi sınırları zorlayacak? AB bir dağılma sürecine mi girecek yoksa birincisi kadar büyük olmasa da ikinci bir “big bang” genişlemeyi- AB’nin tanımlamasıyla “Batı Balkanların” tamamını ve Ukrayna ile Moldova’yı kapsayan – başararak ve yeni bir kurumsal reformu sağlayarak 2030’lu yıllarda dengelerde ağırlığını