Suriye’de Aşılan Eşik Türkiye’de Barış Zeminini Güçlendirecek mi?

TBMM’de “Terörsüz Türkiye” hedefiyle kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 2025 Ağustos- Aralık aylarında toplam 20 kere toplandı. Ortak Rapor için ilk toplantı ise 19 Ocak 2026’da yapıldı.(Foto: TBBM)

Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG ile Şam arasında varılan ateşkes ve entegrasyon anlaşması, yalnızca Suriye iç savaşı açısından değil, Türkiye’de barış tartışmaları bakımından da yeni bir eşiğe işaret ediyor. Uzun süredir Türkiye’de barış ihtimalini ertelemenin en güçlü gerekçelerinden biri olarak sunulan “Suriye belirsizliği”, bu gelişmeyle birlikte zayıflamış durumda. Jeopolitik riskler ortadan kalkmadı; ancak barış ihtimalini sürekli ileriye öteleyen argümanların alanı daraldı. Bu, barışı daha zor değil, tam tersine daha mümkün kılan bir tabloya işaret ediyor.

Bugüne kadar hâkim olan yaklaşım şuydu: Suriye’deki denklem netleşmeden, PYD/SDG’nin statüsü belirginleşmeden Türkiye’de kalıcı bir barış mümkün değildir. Bu argüman belli bir dönem için ikna ediciydi. Ancak bugün sahadaki gelişmeler, bu okumanın artık aynı ağırlığı taşımadığını gösteriyor. SDG’nin askeri olarak tutunamaması, ABD’nin “tek Kürt temsilcisi” anlatısından fiilen geri adım atması ve “tek devlet, tek ordu” ilkesinin masaya gelmesi, jeopolitiğin yön değiştirdiğini ortaya koyuyor.

Suriye’de yaşananlar, jeopolitiğin kalıcı kazanımlar değil, sınırlar ürettiğini bir kez daha gösterdi. SDG’nin kısa sürede gerilemesi ve Arap aşiretlerinin sahadaki tutumu, askeri ve siyasi kapasiteye dair abartılı anlatıların ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkardı. “100 bin kişilik ordu” söyleminin birkaç gün içinde buharlaşması, yalnızca bir askeri tabloyu değil, bir stratejik yanılgıyı da görünür kıldı.

Bu gelişmeler, PKK ve türevleri açısından önemli bir gerçekle yüzleşmeyi zorunlu kılıyor: Suriye jeopolitiği, sınırsız bir manevra alanı sunmuyor. Aksine, bekledikçe........

© yetkinreport.com