2026’da Türkiye Barış Diplomasisinde Etkili Olacak mı?
Türkiye 2025 Temmuz ayında Rusya-Ukrayna Barış Görüşmelerinin 3. turuna İstanbul’da ev sahipliği yapmıştı. (Foto: Dışişleri Bakanlığı)
Birleşmiş Milletler’in yayımladığı Peace Outlook 2026 raporu, dünyanın giderek daha parçalı, daha güvensiz ve daha öngörülemez bir düzleme sürüklendiğini ortaya koyuyor. Çatışmalar yayılıyor, diplomatik araçlar etkisini yitiriyor, barış üretme kapasitesi zayıflıyor. Ancak raporun en önemli mesajı, bu gidişatın kaçınılmaz olmadığıdır. Barış hala mümkündür; fakat ancak bilinçli, uzun vadeli ve siyasi cesaret gerektiren tercihlerle.
Türkiye açısından bu tablo soyut bir küresel analiz değil, doğrudan yaşanan bir gerçekliktir. Gazze’den Ukrayna’ya, Suriye’den Kafkasya’ya uzanan kriz hattı, Türkiye’nin güvenliğini, ekonomisini ve diplomatik manevra alanını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle mesele yalnızca krizlere tepki vermek değil, bu krizlerin şekillendirdiği yeni dünyada Türkiye’nin nasıl bir aktör olacağıdır.
2026’da Türkiye, çoklu kriz kuşaklarının tam merkezinde yer alıyor. Göç, enerji güvenliği, ticaret yolları, savunma politikaları ve bölgesel ittifaklar iç içe geçmiş durumda. Bu tablo, dış politikanın reflekslerle değil, stratejik bir çerçeveyle yönetilmesini zorunlu kılıyor.
Peace Outlook raporunun altını çizdiği gibi, günümüz çatışmaları artık tekil değil; birbirini besleyen ve derinleştiren bir sistem oluşturuyor. Bu durum Türkiye için hem ciddi riskler hem de etkili bir diplomasi yürütülebilecek alanlar yaratıyor.
Raporda dikkat çeken temel bulgulardan biri, askeri harcamalar artarken barışa yapılan yatırımların azalmasıdır. Oysa çatışmaları önlemenin maliyeti, onları yönetmenin maliyetinden çok daha düşüktür.
Türkiye açısından bu tespit hayati önemdedir. Son yıllarda güvenlik merkezli reflekslerin öne çıkması belirli koşullarda anlaşılır olsa da, barış inşasına yönelik kurumsal kapasitenin zayıflaması uzun vadede stratejik kayıplar........
