DEDEMİZ II. MAHMUT
Tarihçiler Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili tarihsel süreci; kuruluş, yükseliş, duraklama ve gerileme dönemleri olarak evrelere ayırsalarda günümüzün Osmanlı torunları 624 yıllık Osmanlı'yı iki döneme sığdırarak özetliyorlar. Bir, Osmanlı dönemi, iki Osmansız dönemi! Kuruluştan Kanuni'ye kadar Osmanlı dönemi, Kanuni'den Mehmet Vahdettin'e kadar olan süreç için de Osmansız dönemi diyorlar. Viyana kapılarına dayandığımız, dört kıtada at oynattığımız döneme kadar olan süreç Osmanlı dönemi, aldığımız yerleri geri bırakarak Anadolu'nun yarısına hapsedildiğimiz dönem Osmansız dönemi oluyor Osmanlı torunlarına göre. Kanuni'den sonra Osmanlı'yı yöneten 26 padişahı dedeleri olarak kabul etmiyorlar. Oysa onlar da Osmanlı İmparatorluğu'nu yöneten padişahlar olarak tarihe geçmiş isimler. Onların adlarını bile bilmiyorlar, isimlerini yola, köprüye, hastaneye, herhangi bir tesise vermiyorlar. Dedelerine haksızlık ediyorlar. Öyle torunluk mu olur? O isimleri yok sayıyorlar. Hatta dedelerinin kim olduklarını merak bile etmiyorlar. Mesela IV. Mehmet 39, II. Abdulhamit 33, II. Mahmut 31, III. Ahmet 27, Abdulmecit 22, III. Murat 21 yıl padişahlık yapmışlar. İçlerinde 4 aydan 1 yıla, 2 yıl- 3 yıl bile padişahlık yapan dedelerimiz var. Ama onların torunu değilmiş bu Osmanlı torunları. Bunların içinde birisi var ki Osmanlı torunları onun dönemini iyi okusunlar ve dedelerinden II. Mahmt'u iyi tanısınlar. En azından Osmanlı'da yaptığı ıslahatları yine en azından başlıklar halinde bir okuyuversinler. Tarihçiler ıslahat dedikleri için biz de ıslahat dedik aslında Türk Dil Kurumu'nun düzeltme olarak tanımladığı ıslahat için yenilikler ya da devrimler denilmeliydi. Dedemiz II. Mahmut 1808- 1839 yılları arasında padişahlık yapmış. Tek cümleyle anlatmak gerekirse Osmanlı'nın yönünü Batı'ya, Avrupa' ya çevirmiş. Sanki Atatürk onun yetiştiremediği devrimleri tamamlamış gibi görünüyor. Beğenmedikleri dedeleri II. Mahmut döneminde başlamış batılılaşama hamleleri. Askeri okullarda Fransızca mecburi ders olmuş, Avrupa'ya öğrenci gönderilmiş, Divan-ı Hümayun ve nazırlık kaldırılmış yerine bakanlar kurulu ve bakanlar gelmiş. Köy ve mahalle muhtarlıkları kurulmuş. Pasaport uygulaması başlatılmış. Posta teşkilatı kurulmuş, ilk kez nüfus sayımı yapılmış. Ve en önemlisi Yeni Çeri Ocağı kaldırılmış, yerine modern bir ordu sistemi getirilmiş. Askeri bando kurulmuş, Tımar sistemine son verilmiş. Yerli malı kullanımı teşvik edilmiş. Eyaletler vilayetlere çevrilmiş. Salgın hastalıklara karşı karantina sistemi getirilmiş. İlk resmi gazete Takvim-i Vakay-i Gazetesi çıkartılmış. Mekteb-i Harbiye ve Mekteb-i Tıbbiye açılmış. Bayındırlık hizmetleri için Meclis-i Nafia kurulmuş, devletin gelirlerini artırmak için Evkaf Vekâleti kurulmuş. Uzatmaya gerek yok, ilgilenenler çeşitli kaynaklardan bunları ve diğerlerini zaten göreceklerdir. Tarihçiler bunlara ıslahat diyorlar. Osmanlı torunları ise görmemezlikten geliyorlar. Bu dönem onların “Osmansız” dönemine geliyor çünkü. Bir de Osmanlı'da başlayan batılılaşma hareketini de değersiz görüyorlar. Oysa son dönem Osmanlı padişahları çoktan yüzlerini batıya dönmüşler bile. Ne hikmetse kendilerini Osmanlı torunu olarak tanımlayanlar bunları yok sayıyorlar, Süreç içinde tahta çıkan ve Osmanlı'nın gerileme dönemini hazırlayan, İmparatorluğun çöküşünü hızlandıran padişahların dedeleri olduğu gerçeğini reddediyorlar. Adlarını anmıyorlar, isimlerini hiçbir yere vermiyorlar. Türbelerini bile bilmiyorlar. Ruhlarına Fatiha okumuyorlar. Bir de böyle ıslahat yani devrim yapan padişahları asla dedeleri saymıyorlar. Onlar reddettiği için tarihi gerçekler değişmiyor. Tarih bir bütündür, ya tümü dedenizdir ya da siz istemesiniz de dedenizdir. Dedelerimizin tümüne sahip çıkalım!
