We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

FAR

7 0 0
25.09.2021

Sene kaç tam olarak hatırımda değil lakin epey bi oldu. O gece kabahati çok olacaktı erken uyuyanın. Asla haberi olmayacaktı Meryem'in günden güne büyüyen yarasından.
Farları sönerken arabanın etrafta sadece bir uğultu duyuluyordu yolun alt kısmındaki kerpiç evin aralıklı tahtaları arasından.
Çamurlu ayakkabı bahçe kapısındaki dik merdiveni hızla inmeye başladı. Ağzındaki sigaranın külü rüzgarda savrulurken sarıya çalan tütün yanığı bıyıkları söylenmeye devam ediyordu:
"Dersini verecem senin!"
Ders alması gerekenler ders verme çabasında gidedursun ahır kapısı bir yumrukla açıldı.
Biriket duvarların sol köşesinde karanlıkta dizleri üzerine çökmüş bir kız çocuğu doğuştan görmese de dönmeyen dili ile "Yaa,yaapn gint" diyordu. Belli ki, ona reva görülen ahır ve hayvan muamelesi canını çok acıtmıştı. Zaten üst kat soba ile zar zor ısınıyordu ve mevsim kıştı.
Sırtındaki battaniyeyi tutan mavi boncuklu bilekleri korkudan titriyorken üvey babası saçlarına yapıştı.
"Sana susacaksın demedim mi, Meryem! Bütün gece seni mi dinleyeceğiz?"
Bu cümleler aslında Meryem'e değildi. Onu öyle yaratanaydı bu öfke. Görmeyen gözlerin ve dönmeyen dilin tedaviye ihtiyacı vardı aşağılanmak yerine. Lakin gel de anlat.
Üç çocuklu Karla çifti, merkeze hayli uzak, alt kısmı ahır olan iki odalı bir evde yaşıyorlardı. Gelirleri tarıma dayalıydı. Evin annesi Ferdağ Hanım'ı otogarda tanımıştım, bahçesinde yetiştirdiği........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play