Bir futbol müsabakası nihayetinde; Hazırlığını yaparsın, sahada uygulamaya çalışırsın, başarabildiğin kadarının karşılığını alırsın, yapamadıklarının da cezası kesilir. Sonuç olarak kaybetmişsen “ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLARA BAKACAĞIZ,” diyerek devam edersin.

Maç analizinde eksik-gedik konuşulur, sonraki maçlarda alınması gereken tedbirler ve yapılması gerekenler. Beşiktaş’a kaybetmiş olarak finali yapar ve noktalarsın.

Cumartesi akşamının bu tarafını konuşalım biraz:

Doğru oyun başlangıcı yaptık bence, yaklaşık 8-10 dakika kadar devam ettirebildik. Doğru oyundan kastım, çok oyuncu ile rakip sahada karşıladık. Beşiktaş’ın oyuncularının ön tarafa çıkmasına müsaade etmemek için gayret gösterdik. Baskı yapmaya çalıştık, temaslı oynayıp koşuları tempolu yaptık ve tüm bunlarda devamlılık göstermeye çalıştık.

Sonrasında ne olduğunu anlayamadan geriye doğru çekilmeye başladık, ta kendi ceza sahamızın önüne kadar. Beşiktaş’ın ekmeğine yağ sürer gibi. Buyur gel der gibi. Hal böyle olunca da kanat oyuncuları, hücumcu orta sahaları, forvet oyuncularıyla kalemizin etrafında sayısal üstünlük sağladılar. Hal böyle olunca da, topa daha fazla sahip olup her şekilde denemeye başladılar. Özelliklede kazandıkları duran toplarla çok etkili olup, net pozisyonla da yakaladılar. Yakaladıkları 4 tane net pozisyonda isyan eden tek oyuncu Onurcan oldu.

Bizim tarafımızdan bakıldığında elle tutulur bir şey var mıydı? Diye sorarsanız bence yoktu. Özellikle de Murat Cem’in, bana göre yanlış bölgede değerlendirilmeye çalışılması hem takım adına, hem de oyuncu adına sıkıntılı anlar yaşanmasına neden oldu. İşin savunma tarafını halledemediğimiz gibi, kazandığımız toplarla öne de isabetli çıkamadık. Topu öne taşıyamamak demek, rakip kaleye gidememek ve pozisyon yakalayamamak demekti. Nitekim rakibe huzursuzluk verecek tek pozisyon üretemedik. İlk etkili icraatımız 62.dakikadaki kaleyi yokladığımız an oldu.

Duran top zafiyetimiz yine başımıza iş açtı ve golü kalemizde gördük. Bunun yanında Onurcan’ın başkaldırışının yanında birazda Campuzano performansı ile devreyi daha büyük sıkıntılar yaşamadan 1-0 geride bitirdik.

İkinci devreye Murat Cem-Saviçeviç değişikliği ile birazda olsa rakibin alanında oynamaya başlasak ta elle tutulur üretkenlik gördüğümüzü söyleyemem. Maçın son 10 dakikasında, rakip kale önünde sayısal kalabalık oluşturmak bile pozisyon yakalamamızı sağlamadı. Ancak, Beşiktaş’ın da ilk devredeki baskılı oyununun olmadığını da belirtmeliyim.

Sonuç olarak baktığımızda, pas oyunu oynayamadığımız, mücadeleyi üst seviye yapamadığımız, baskı kuramadığımız, direnç gösteremediğimiz, en önemlisi üretkenlik anlamında hiçbir şey yapamadığımız bir müsabakayı kaybettik. Kaybederken de 4 büyük dediğimiz takımlardan birisine kaybettik. Bu kayıp tabiî ki üzüntü vericidir. Ancak kadro kalitelerine oyuncu profillerine ve takım bütçelerine bakıldığında makul karşılanabilecek bir sonuç olarak değerlendirilebilir.

Üzerinde konuşulması gereken, anlayış gösterilemeyecek olan; Herkese eşit mesafe, kurallar herkes içindir söylemleri…Uzayıp gidecek farklı konu başlıkları. İşte bu konular üzerinde uzun uzadıya konuşmak nasıl olur? diye sormak lazım “bu işin ERBAPLARINA”

Yazımı tamamlarken aklıma gelen bir soruyu siz okuyucularımıza, vicdan taşıyan tüm sporseverlere sormak isterim: “Bir VARmış, bir yokmuş” diye başlayan masalı bilir misiniz?

Kalın sağlıcakla…

QOSHE - Bir VAR(mış) Bir Yokmuş! - Mete Akkaya
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir VAR(mış) Bir Yokmuş!

2 2 8
12.10.2022

Bir futbol müsabakası nihayetinde; Hazırlığını yaparsın, sahada uygulamaya çalışırsın, başarabildiğin kadarının karşılığını alırsın, yapamadıklarının da cezası kesilir. Sonuç olarak kaybetmişsen “ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLARA BAKACAĞIZ,” diyerek devam edersin.

Maç analizinde eksik-gedik konuşulur, sonraki maçlarda alınması gereken tedbirler ve yapılması gerekenler. Beşiktaş’a kaybetmiş olarak finali yapar ve noktalarsın.

Cumartesi akşamının bu tarafını konuşalım biraz:

Doğru oyun başlangıcı yaptık bence, yaklaşık 8-10 dakika kadar devam ettirebildik. Doğru oyundan kastım, çok oyuncu ile rakip sahada karşıladık. Beşiktaş’ın oyuncularının ön tarafa çıkmasına müsaade etmemek için gayret gösterdik. Baskı yapmaya çalıştık, temaslı oynayıp koşuları tempolu yaptık ve tüm bunlarda devamlılık göstermeye çalıştık.

Sonrasında ne olduğunu anlayamadan geriye doğru çekilmeye başladık, ta kendi ceza sahamızın önüne kadar. Beşiktaş’ın ekmeğine yağ sürer gibi. Buyur gel der gibi. Hal böyle olunca da kanat oyuncuları, hücumcu orta sahaları, forvet oyuncularıyla kalemizin etrafında........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play